Havadis16.com - 24 Kasım 2017, Cuma

16 Ağustos 2017
için yorumlar kapalı

Dile kolay, tam 16 yıl bir ülkeyi tek başına yönetmek.

Yapılan her seçimden, referandumdan en yakın rakibine değil, bir önceki seçimde kendi oyuna fark atarak birinci çıkmak.

Türk siyasi tarihinde başka bir örneği yok. En yakın örneği 7 Ocak 1946’da kurulan, 1950’de iktidara gelen ve 27 Mayıs 1960 darbesiyle kapatılan, tam 10 yıl iktidarda kalan Demokrat Parti.

AK Parti’nin kurucu genel başkanı ve son referandumla beraber yeniden genel başkanı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylediği gibi.

“Yürüyeceksin, millet yürüyecek ardından.”

Bugün olduğu gibi millet o gün de DP’ye ve onun Genel Başkanı Adnan Menderes’e güvenmişti. DP ile içine kapanan ülke dışarıya açılmaya başlamış yollar, barajlar yapılmış, fabrikalar açılmış, yerli üretim başlamıştı. Ekonomik hamle beraberinde sosyal ve kültürel kalkınmayı getirmiş, millet dini değerleriyle, gelenekleriyle, tarihiyle barışmaya başlamıştı.

Türkiye bir nevi mandacılık sisteminden sıyrılıyordu.

İşte milletin, Menderes’in ve partinin arkasından yürümesinden rahatsız olan küresel güçler, içerideki maşalarını devreye sokarak asker eliyle bir gecede hükümeti devirdiler, Başbakan ile 2 bakanı dar ağacında sallandırdılar.

******                          ******                              ******

Bu millet 16 yıl önce Erdoğan’a güvendi ve peşine takıldı. Onun kurduğu AK Parti ile 16 yıldır uzun soluklu bir yürüyüşün içinde. Bir gün bile geriye dönüp bakmadı.

Çünkü;

16 yılda Türkiye ekonomisi 3’e katlandı. Milli geliri, üretimi, ihracatı, turizm girdisi arttı.

Yollar, barajlar yapıldı, devasa otoyollar, köprüler yapıldı. 81 ile havaalanı, üniversite gitti.

Altyapı yatırımları, beraberinde sağlık ve eğitim yatırımlarını getirdi. Demokratik kazanımlar birbirini kovaladı ve ülkenin refah düzeyi arttı.

IMF’ye, Avrupa’ya, ABD’ye bağlı ülke bir anda kendi kendine yetebilen, yerli üretimini zenginleştiren tam bağımsızlık için kıyasıya mücadele veren ve bunu da büyük oranda gerçekleştiren, aynı zamanda tüm Türk ve İslam âleminin da umudu ülke durumuna geldi.

Artık küresel güçlere kafa tutan ve onlarla masaya oturmak için direnen bir ülke vardı.

Sonuç, doğal olarak küresel güçleri rahatsız etti ve Erdoğan’ı bu ülkenin başından göndermek için süreçte bir sürü eylem planı ortaya koydular.

*****                       ******                      *****

2006 yılında Danıştay saldırısı ile başlayan 2007’de E-muhtıra ile darbe çığırtkanlığına dönüşen planlar silsilesi, 2008’de parti kapatma davası, 2009’da küresel krizin ülke içindeki finans etkisi, 2010’da CHP’de kaset ile genel başkan değişikliği, 2011 Mavi Marmara saldırısı, 324 vatandaşımızın öldürüldüğü Uludere katliamı, 2012’de Oslo görüşmelerinin sızdırılması, 2013’te 17 ve 25 Aralık operasyonları ile hükümeti devirme, Hakan Fidan’ın tutuklanma kararı, Reyhanlı saldırısı, 31 Mayıs 2013’te başlayıp 3 ay süren ve hükümeti sokakta devirme amaçlı Gezi olayları, 7-8 Ekim Türk-Kürt kardeş kavgasının sokakları ateşe verdirilmesi olayları, 7-Haziran 1 Kasım 2014 arasında Türkiye’yi PKK terörüyle yaşanamaz hale getirme girişimleri, Türkiye’nin en büyük terör saldırısı 2015 Ankara Garı patlaması ve 15 Temmuz 2016 darbe girişimi olarak bilinen Türkiye’nin tam anlamıyla işgal provası.

En son darbede de başarılı olamayınca bu sefer 2016’nın sonbaharında finansal kriz çıkarma çabaları. Türkiye bu yaşananlardan, Erdoğan’ın girişimleri sonucu milletin verdiği destekle  başarıyla çıkmasını bildi.

*****                        *****                    *****

Peki, tehlike atlatıldı mı?

Hayır, Erdoğan bu milletin önüne uzun yolculukta büyük hedefler koydu. 2023, 2053 ve 2071.

Nihai amaç tam bağımsız bir ülke.

Bu hedeflere doğru yüründükçe tehlikeler farklı oyunlarla milletimizin karşısına çıkacak. Plan yapıcılar aynı, aktörler ve kullanılan araçlar farklı. Dün ASALA, PKK, bugün FETÖ, DAEŞ, DHKP-C, YPG, PYD…

İşte Türkiye’nin bu hedeflere yürümesinde araç olan bugün için siyasi argüman AK Parti. AK Parti davası Erdoğan’ın da söylediği gibi ülkenin, milletin davası. Partinin 16 yıllık geçmişinde yorgunluk var, yıpranmışlık var. Doymuşluk, doygunluk, üstten bakmacılık,  baronluk, çıkar, rant, komisyonculuk, ihanet, dalavere ve koltuk sevdası ile FETÖ bağlantıları var. Tüm bunların temizlenmesi ve değişmesi gerekiyor. AK Parti tabanı yenilenmediği ve değişmediği sürece davasından uzaklaşıp, tarihin içinde kaybolan diğer partiler gibi yok olup gidecek. Erdoğan bu tehlikeyi gördüğü için kolları sıvadı.

Yukarıdan başlattığı değişimi aşağıya götürüyor, hem de tüm engellemelere rağmen…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.