Havadis16.com - 21 Kasım 2017, Salı

14 Kasım 2017

YeniDönem gazetesi Genel Müdürü İbrahim Öge 10 Kasım’daki köşe yazım için, 9 Kasım akşamı arayarak “Abla yazın çok güzel, eline sağlık, ama altına 10 Kasım anma programı ile ilgili bir not düşmemişsin. Unuttun herhalde” diye hatırlatmada bulundu.

İnce bir espri de yaptı:

“Malum bu yıl bu konuyla ilgili ilginç tartışmalar var. Senin bakışın önemli”

Bunun üzerine, “Bir şeyler yazacağım, ayrıca biz zaten Atatürk’ün açtığı yolda idik” dedim, ama sonra ciddiyetle “Kutlamayı pazartesi günü yazmayı tercih ediyorum, bugün kısa olarak yazmak istemedim” dedim.

O da “Abla kutlama değil, aman ha, ‘anma’ diyecektin”uyarısında bulundu. Ben de  “ağız alışkanlığı” diyerek geçiştirdim. Çok da ağız alışkanlığı olmadığını söyleyebilirim.

“İşte kutlama mı, anma mı?”

Aradaki o ince ayarı Cumhurbaşkanı Erdoğan 10 Kasım’da Beştepe’de yaptığı tarihi konuşmasında verdi:

 “Atatürkçülük adına değişime direnenlere rağmen biz onun dileklerini yerine getireceğiz. Devlet ve millet tarihimizi 90 yılla sınırlamaya kalkanlara izin vermeyeceğiz. 10 Kasımları kuru kuruya ölüm yıl dönümü olarak anmayı değil, yeniden doğuş olarak kutlamayı daha önemli görüyorum. Bunu yasa dönüştürdüğümüz zaman, yas kazandırmaz, bunları milat olarak görmek, yeniden doğuş olarak görmek bizi çok daha farklı geleceğe taşıyacaktır.”

***

Aynen dediği gibi…

Gazi Mustafa Kemal bir büyük devlet adamı…

İstiklal Harbimizin Başkomutanı…

Ülkemizi düşmanlardan temizleyerek bağımsızlığımızı kazandıran lider…

Cumhuriyetimizin kurucusu. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk 10 yılını kapsayan devrim ve reformları gerçekleştirerek bir büyük dönüşümün startını veren vizyoner Türk büyüğü.

Nasıl ki, 1000 yıl önce bu toprakları Alparslan’la yurt edindiysek, nasıl ki, 700 yıl önce Söğüt’te Osmangazi ile Osmanlı İmparatorluğu’nu kurduysak, 1453’te Fatih Sultan Mehmet’le Orta Çağ’ı kapatıp, Yeni Çağı açtıysak,1923’te de Osmanlı’dan kalan bu topraklarda Mustafa Kemal’le Türkiye Cumhuriyeti’ni kurup, yeni bir başlangıç yaptık.

Her biri sadece yaşadığı dönemin değil, bugünlere kadar gelen dönemlerin en büyük liderleri konumunda. Yüzyıllar geçtikçe de bunlara belki her 100 yılda yenileri eklenerek devam edecek.

Hep yakınmışımdır ve yazmışımdır, “Cumhuriyet,  Atatürk, Milliyetçilik, Vatanseverlik, Bayrak ve Müslümanlık kimsenin tekelinde değildir” diye

Çünkü bu saydıklarım sahip çıkılması ve yaşatılması gereken ortak değerlerimizdir.

***

Erdoğan ve AK Parti’nin bu sene 10 Kasım yaklaşımından hareket ederek  “Kemalist Erdoğan veya AK Partililer de Atatürk’e döndü” gibi yüzeysel siyasi değerlendirmeleri doğru bulmuyorum.

Daha önce de yazdım. Erdoğan’ı antimilliyetçi görenlere, anticumhuriyetçi görenlere hitaben demiştim ki;

“Kim bu ülkeye okul, hastane, yol yapıyorsa, kim bu milletin refah düzeyini yükseltiyorsa işte o milliyetçidir. Kim Türkiye Cumhuriyeti’nin adını ilelebet yaşatmak için mücadele ediyorsa, kim cumhuriyeti demokrasi ile taçlandırmaya çalışıyorsa işte o cumhuriyetçidir.”

Erdoğan’ı yıllarca antikemalist olarak görenler, O’nu Atatürk düşmanı olarak ilan edenler için de söyleyebileceğim, ortada dönen kimse yok.

Erdoğan Mustafa Kemal’in açmış olduğu tam bağımsızlık yolunda mücadele eden devlet adamı. O’nun gibi milli ve yerli. O’nun gibi devrimci ve reformist. O’nun gibi gücünü halktan alan lider. O’nun kurduğu cumhuriyetin ve devrimlerinin en büyük bekçisi. Ama O’nu CHP’nin 90 yıldır yaptığı gibi putlaştırmadan yapması, kuru Atatürkçülüğün arkasına sığınmaması, anmak ile anlamak arasındaki ayrımı gözetmesi, her sözünün başında adını kullanmaması, Atatürk’ü tekeline alanların en büyük kozu yaptı.

Onlar yerinde sayarken, Erdoğan bu ülkeye sosyal, hukuki, ekonomik ve siyasal birçok devrimler yaşattı. Bir taraftan Türkiye’nin yerli otomobil, yerli uydu, yerli tank, yerli silah, yerli uçak yapımı için startını verirken diğer taraftan Türkiye’yi küresel aktör konumuna getirdi. Hem de Gezi olayları, 17-25 Aralık operasyonları ve 15 Temmuz gibi tüm dış baskı, müdahale ve işgal girişimlerine rağmen.

***

İşte o yüzden Atatürk’ü anlamak onun büstünün karşısında gözyaşı dökmek değil, ya da her 10 Kasım’da 9’u 5 geçe nerede olursan ol ayağa kalkıp saygı duruşunda durmak değil, bu ritüellerin ötesinde onun açtığı yolda ilerlemektir.

Erdoğan ve liderliğindeki AK Parti hareketi 2002’den beri bunu zaten yapıyor. Dediği gibi onu anlamak için 10 Kasımları matem havasında anmak yerine, her 10 Kasım’ı onun açtığı yolda bu ülkeye yeni teknolojik gelişmelerimizin startını vererek yeniden doğuş olarak kutlayabiliyorsak, ona sahip çıkmış oluruz…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz