Havadis16.com - 23 Eylül 2018, Pazar

Askeri darbenin yerini finansal darbe aldı!

13 Eylül 2018
76 kez okundu

Dün özellikle yazılı ve sözlü medyada dikkat ettim, üzerinde fazlaca durulmadı. Gazetelerde küçük köşelerde günün anlam ve önemine binaen haber olarak yer aldı ve de birkaç yorumcu değindi.

Oysa dün 12 Eylül 1980 darbesinin yıl dönümü idi. Üzerinden tam 38 yıl geçmiş. Bu demek değildir ki, Türkiye o günleri bir daha yaşamayacak.

Daha 15 Temmuz darbe girişimi öncesine kadar hep yazıp, söylüyorduk, bu ülkede bir daha darbe olmaz. O dönemler kapandı. Artık yeni Türkiye dönemi başladı diye…

Hem de hiç beklemediğimiz bir yaz akşamında darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Bir baktık ki asker ve tanklar sokakta, üzerimizden F16’lar uçuyor. Demek ki olmaz diye bir kesin kural yokmuş, hele hele bu yenidünya düzeninde…

Tabii artık askeri darbe yapılsa da nasıl bir millet refleksiyle karşılaşılacağı ortaya çıktığı, belgelendiği için bundan sonra böyle bir duruma kolay kolay kalkışılamayacağı da ortada.

Ama bizim gibi küresel oyuncu olma hedefinde olan ve masada bir şekilde yer alan bir ülke için darbeler bundan sonraki süreçte hep olacak.

Nasıl mı?

Siyasi darbe, hukuki darbe, finansal darbe vb. Kaldı ki, bir benzeri girişimle daha karşı karşıyayız.

Şu son dönemde yaşadığımız ekonomik sıkıntının gerçekleşme nedeni bir anlamda ABD’nin siyasal ve finansal darbe girişimi değil de ne?

Belediyeler mali kıskaçta

2 gün önce büyüme rakamları açıklandı. Buna göre Türkiye yılın ikinci çeyreğinde yani nisan ve haziran aylarında yüzde 5,2 oranında büyüme kaydetti. Geçen yıl aynı döneme ait büyüme rakamımız yüzde 7 idi. Orantısal açıdan baktığımızda Türkiye’nin artı yükselişe geçmesi ve büyüme rakamının yüzde 5’leri bulması demek, ekonomisinin dengede olması demek.

Ama son bir iki aydır dolar bazlı yaşanılan sarsıntı, artık iyiden iyiye gıda başta olmak üzere her türlü temel ihtiyaç ürünlerindeki büyük artış, bu dengeyi de sarsmış durumda. Çarşı ve pazardaki hayat pahalılığı bu büyüme rakamlarını gölgede bıraktı.

Şu anda tek tesellimiz, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın ileriye dönük olarak “Ekonomik dengelenme süreci başlamıştır” sözlerinin gerçekleşmesini beklemek.

İşte bu bekleyişin içinde olan bir büyük kamu kesimi daha var; belediyeler.

Türkiye daha önce de böyle kriz dönemlerini yaşadı. Ancak Bursa Büyükşehir ve ilçe belediyelerinin de içinde yer aldığı belediyeler ilk defa bu kadar mali sıkıntı içine girdiler.

Biz de Bursa’da tanık oluyoruz. Sadece AK Parti’li belediyeler değil, CHP’li belediyelerde de bu anlamda büyük borçlar söz konusu. Gelir ile gider arasındaki büyük uçurum, belediyelerin iş yaptığı başta inşaat ve temizlik şirketleri olmak üzere her alanda ödeme dengesini bozduğu için, kamuoyunda, personel maaşlarının ödenmediği gibi asılsız algıların çıkmasına yol açıyor.

Bu durumda belediyeler mali sıkıntıları aşmak için ellerinde bulunan gayrimenkulleri satarak geçici çözüm bulmaya çalışırken, bu sefer de karşılarına “neden, niye, kime sattı?”gibi rant ve çıkar amaçlı iddialar çıkıyor.

Dün bizim gazetenin birinci sayfasında vardı. Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, belediyesine yönelik kamuoyunda çıkan asılsız iddiaları cevaplarken, gelirlerinin başında yer alan vergilerin geçen yıllara göre tahsilatının düşmesinin gelir gider dengesini bozduğunu söylerken; “Şükürler olsun ki bütçemizin iki katı kadar borcumuz yok. Ağustos ayı sonu itibarıyla bilhassa vergiyle ilgili kısımları değerlendirdiğimizde yüzde 40 gerçekleşme var. 2-3 yıl önce bu rakam yüzde 70’lerdeydi. Bunun karşılığında biz, bunları öngördüğümüz için, varsa gayrimenkulle telafi etmenin yolunu bulmak zorundayız” açıklamasında bulundu.

Bu ve benzeri durumlar elbette yerel seçim sürecinin başladığı bir dönemde belediyelerin rutin çalışmalarını aksatırken, belediye başkanlarının hanesine de olumsuz yansıyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz