Havadis16.com - 16 Kasım 2018, Cuma

Bal-Göç’teki istifalar genel kurul sürecini başlatır mı?

19 Ekim 2018
301 kez okundu
Bal-Göç’teki istifalar genel kurul sürecini başlatır mı? için yorumlar kapalı

1980’li yıllarda Bulgaristan’daki Türk vatandaşlarına yönelik uygulanan asimilasyon politikasına karşı kamuoyu oluşturmak amacıyla Bursa merkezli olarak rahmetli Mümin Gençoğlu’nun başkanlığında kurulan Bal-Göç, o dönemde Türkiye’nin en etkili ve en güçlü STK’sı idi.

Ben 90’lı yıllardaki muhabirliğimden hatırlıyorum. Bulgaristan’dan göçün başladığı o yıllarda İstanbul medyası Bursa’da adeta dernek binasının önünü mesken tutmuş, bakanlar Ankara yerine Bursa’da bu dernekte göç dalgasını yönetmişti. Başbakanların Bursa’ya geldiği zaman ilk uğradıkları yer olmanın ötesinde, Bulgaristan ile Türkiye arasındaki resmi ilişkilerin geliştirilmesine kadar pek çok kamusal alanda resmi faaliyetler yürüttü.

Aradan geçen sürede elbette iki ülke arasındaki ilişkilerin dostane olarak ilerlemesiyle dernek gündemden düştü ama çalışmalarını her daim etkili şekilde yürüttü.

Hâlâ Balkan camiası söz konusu olduğunda üye ve statü anlamında en büyük dernek olma özelliğini koruyor ama eski etkili gücünü koruyor mu? diye sorduğunuzda, işte burada sıkıntılı bir durum söz konusu diyebiliriz.

Çünkü Bal-Göç bugünlerde kamuoyunun gündemine çalışmalarıyla değil takındığı siyasi tutum ve yönetim istifalarıyla çalkalanmış, birlik ve beraberliği yitirmiş görüntüsüyle geliyor.

Zira geçen hafta Bal-Göç yönetiminden 7 kişi yaptıkları yazılı açıklama ile istifa etti. Hemen ardından bu istifaya bir kişi daha eklendi.

İşte dün bunun perde arkasındaki gelişmeleri hem camianın içinden eski dostlarla, hem de istifa edenlerle değerlendirme fırsatım oldu.

Söyledikleri Türkiye’nin en büyük STK’larından biri olan Bal-Göç’e pek yakışır cinsten değildi.

******                        ******                   ******

Bal-Göç uzun zaman sonraki sessizliğini ilk kez 24 Haziran erken genel seçim öncesi 7 yıldır genel başkanlığını yürüten Prof. Dr. Yüksel Özkan’ın istifa edip, CHP’den milletvekili aday adayı olmasıyla bozdu.

Özkan’ın aday adaylığı o dönem siyasi gündemde de en çok tartışılan konu oldu. CHP’den Bursa Milletvekili seçilmesini kent için bir kazanım olarak gördüğümü belirtmeliyim ancak onun Bal-Göç’ten ayrılmasıyla birlikte, bu dernekte de çözülmeler ve kırılmalar had safhaya ulaştı. Dernek yönetim kurulu 35 üyeden oluşuyor. Başkanlık koltuğunun boşaldığı ilk dönemde dernek yönetimi içinden 4 isim başkan vekilliğine talip olunca şöyle bir karar alındı.

“Birden fazla arkadaşımızın başkanlığa talip olması içimizde sıkıntıları getirir, biz en iyisi bir abi formülü ile bu süreci atlatalım ve birkaç ay içinde olağanüstü genel kurula gidip, yeni başkan ve yönetimi belirleyelim.”

Bu kararın alınmasındaki ikinci neden ise Özkan’ın CHP’den aday ve sonrasında milletvekili olmasıyla birlikte üzerlerine yapışan siyasi kimlik. Çünkü “Neticede biz eski başkanımız Özkan’ın yönetimiyiz, üyelerimize yeni başkan ve yönetimini belirleme hakkını vermeliyiz” olarak öne çıktı.

Neticede abi formülü işletildi ve yönetim içinden oy birliğiyle yaşça en büyükleri olan Veli Öztürk Genel Başkanvekili olarak seçildi.

Lakin aradan geçen 3 aylık süreye rağmen Bal-Göç’te genel kurul kararı alınmaması ipleri kopma noktasına getirdi. Başkanvekili ile olağan kongreye kadar bu şekilde gidilmesi gerektiği yönünde görüş ayrılığı ortaya çıkınca 15 gün önce yapılan son yönetim kurulu toplantısında “Bu şekilde güçlü ve bağımsız dernek olamayız, derneğimize zarar veriyoruz” diyen Basri Açıkgöz, Günaydın İzmirli, Halit Çelik, Hasan Öztürk, Remzi Abdioğlu, Sabri Öztürk ve Ümmü Eryılmaz istifa ettiler. Bir gün sonra bu isimlere Erdoğan Doğu da katıldı. İşin ilginci de bu istifaların hemen yerine yedeklerden üye alımı yapılarak dernek yoluna devam kararı alınması.

İşte bu noktadan sonra Bal-Göç dışarıda daha bir fazla konuşulmaya başlandı. Çünkü her ne kadar dışarıya karşı “Çatlak sesler gitti, birlik ve beraberliğimiz devam ediyor” görüntüsü verilse de denilen o ki, “Dernek bir kere yara aldı ve o yaradan kan akmaya başladı. Eğer, bir an evvel genel kurula gidilmezse yara kangrene dönüşecek.” Yani bir anlamda yenilenme ve değişim sürecinin mevcut yönetim istemese dahi kendiliğinden başladığı kesin olarak ifade ediliyor…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.