Havadis16.com - 18 Kasım 2017, Cumartesi

Bugünün anlamı da artık değişiyor!..

23 Nisan 2014
248 kez okundu
Bugünün anlamı da artık değişiyor!.. için yorumlar kapalı

 

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışının 94. yıl dönümü ve Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanışının da 33. yıl dönümü.

Bugün kutlamakta olduğumuz günün anlamını evrensel bayram niteliğindeki Çocuk Bayramını dışarıda tutarak değerlendirdiğimizde, değişen dünyanın yönetim sistemlerine bağlı olarak  bir önceki 23 Nisan’lardan daha farklı olduğu gerçeğiyle karşı karşıyayız.

Zira;

Bugünün anlamının 3 ay sonra  halk tarafından seçilecek ilk devlet başkanı tartışmalarıyla örtüştüğünü görüyoruz.

Türkiye artık  parlamenter sistemden çıkış yolu arıyor.

Çünkü sistem tıkanmış durumda.

****             ****

Kısaca,  yasamanın parlamentoya ait olduğu, yürütmenin de parlamento tarafından denetlendiği sistemin oluşturduğu parlamenterizim bu topraklarda  her ne kadar 1923 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kurulmasıyla resmiyet kazanmış olsa da, kökü 1876 yılındaki 1. Meşrutiyet’in ilanına dayanır. 1876 Anayasası padişahın yanında bir parlamentoyu  gerekli kıldığı için aynı zamanda  demokratik sisteme geçişin de  ilk adımını oluşturur.

Akabinde yasamanın üstünlüğü ilkesine dayanan ve Meclis Hükümetini ön plana çıkaran 1921 Anayasası, 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilanı ve Cumhurbaşkanlığı makamı ile parlamenter sisteme daha çok yaklaşmakla beraber 1924 Anayasası  kuvvetler birliği ilkesinin uygulanmasından dolayı karma hükümet sistemini getirmiştir. Türkiye 1961 Anayasası ile yasama, yürütme ve yargının farklı organlarca kullanıldığı sisteme geçmekle beraber gerçek anlamda 1982 Anayasasıyla uygulama alanına kavuşmuştur.

82 Anayasası ile beraber karşımıza olağanüstü yetkilerle  donatılmış, hatta TBMM’yi fesh etme yetkisini de elinde bulunduran, buna karşı tamamen “sorumsuz” bir Cumhurbaşkanlığı makamı  ortaya çıkmıştır. Cumhurbaşkanı’nın  yetkilerinin tartışılmadığı, hukuken yaptırımın bulunmadığı bir yönetim sisteminin ne kadar demokratik olacağı ortadadır.

****                 ****

Neticede;

Bugün gelinen noktada parlamenter sistem Türkiye’nin demokratikleşmesinde ve gelişmesinde engel teşkil etmektedir. Hükümet bunalımları, darbeler, siyasal krizler ve buna bağlı olarak yaşanılan ağır ekonomik krizler Türkiye’nin neredeyse son 60 yılını esir almıştır.

Yürütmenin güçsüzlüğü, parti içi demokrasi eksikliği, mevcut seçim sistemi ve yüzde 10 barajı demokrasinin önündeki  en önemli engellerdendir.

****                     ****

İşte tüm bu siyasal istikrarsızlığa çözüm noktasında yarı başkanlık ve ya adından öcü görmüş gibi korkulan başkanlık sistemi ortaya atılmış ve uzun zamandır da Türkiye’nin tartışması sağlanmıştır.

Geldiğimiz noktada Türkiye artık başkanlık sistemine adım atmanın eşiğindedir.

12 Eylül referandumu Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesi gibi bir köklü değişimi getirdiği için 3 ay sonra  ilk defa devlet başkanı için sandığa gideceğiz.

Bu sistem yetkili Cumhurbaşkanına aynı zamanda halka karşı sorumlu olma gibi bir hukuki durumu da yüklemektedir. Yine  1982’den beri  siyasi yelpazenin renklerini yok eden yüzde 10 barajı yerine dar bölge sistemini bugün ciddi anlamda tartışıyor olmamız da  bu sistemin  bir parçasıdır.

Burada önemli olan  başkanlık sistemini olduğu gibi ülkemize uyarlamak yerine  ülkemizin gerçekleriyle ve geleneğiyle bağdaştırıp hayata geçirmek. İşte bu ülkenin aydınları, düşünürleri ve siyasileri  olarak “istemezük”felsefesinden sıyrılıp  değişen ve gelişen dünyanın gerçeğine bağlı olarak bunun için  kafa yormamız gerekiyor.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.