Havadis16.com - 23 Nisan 2018, Pazartesi

Çölden gökdelenlere uzanan 50 yıllık Dubai mucizesi…

26 Şubat 2018
96 kez okundu
Çölden gökdelenlere uzanan 50 yıllık Dubai mucizesi… için yorumlar kapalı

Dubai Havalimanı’na indiğinizde öyle dışarıdan aldığımız bilgi ve ya internet kanalıyla derlediğimiz görsellerin dışında insanı şatafatı, lüksü, gökdelenleri, alış-veriş merkezleri “en”leri ve çeşitli insan yapısıyla şaşırtan, iş, turizm ve finans merkezinin kalbinin attığı bir mega dünya kentiyle karşılaşıyorsunuz. İtiraf etmeliyim ki, benim gibi heyette bulunan birçok arkadaşım bir Arap kenti ile karşılaşacağını umuyordu. Ama burası Arap Yarımadasının tipik ülkelerinin dışında ne Avrupa Ülkesine Asya ülkesi, ne de Uzakdoğu ülkesi. Her birinin en iyi özelliklerini almış bir büyük kent.

Dubai, 7 Arap Emirliği’nin oluşturduğu bir emirlikten sadece bir bölgenin adı. Arap Yarımadası’nın batısında doğusunda umman, Güneyinde Suudi Arabistan, batısında Katar ve Kuzeyinde İran’la sınırı olan bir körfez ülkesi.  Tarihi ne kadar uğraşsalar da MÖ.3000’in üzerine çıkamıyor. Tamamen Arap tarihi ve Mezopotamya tarihi ile eş değer bedevi yaşantısının hüküm sürdüğü çölden ibaret topraklar. BAE’nin Abu Dabi’den sonra 4.114 kmkare ile ikinci büyük yüzölçümüne sahip.

Nüfusu 10 milyon. Ama sadece 1 milyon 800 bini ev sahibi konumunda. Kalanları ağırlıklı Hindistan, Pakistan Bangladeş, Çin ve Filipinler olmak üzere Tayland, İran, Kore, Afganistan, Avrupa ülkeleri Avustralya, Kuzey Afrika, Afrika ve Latin Amerikalı yabancılar oluşturuyor.

Stratejik öneme sahip kurumlar ile kamu kuruluşlarında yerli halk olarak tabir edilen “Emirates” vatandaşı çalışıyor. Hepsi de yurt dışında özel okullarda iyi eğitim almış, İngilizce başta olmak üzere en az 3 yabancı dil bilen geleneksel kapalı kıyafetleri içindeki genç nüfus.

Bölgede mavi yakalı diye tabir edilen işçiler ki bunlar daha ziyade Uzakdoğu ülkelerinden gelenler, beyaz yakalılar da üst düzey yönetici sıfatında çalışan Batılı insanlardan oluşuyor. 10 milyonun 5.5 milyonu Uzakdoğulu.

Burada yaşayan, daha doğrusu çalışan Türk nüfus ise 12 bin 500.

MİLLİ GELİRİ DUDAK UÇUKLATIYOR

400 milyon dolar gayri safi milli hasılaya sahip ve kişi başı milli gelir 48 bin dolar. İhracatın yüzde 75’ini doğalgaz ve petrol oluşturuyor, kalan yüzde 15’ini ise işlenmemiş altın.

Enflasyon yüzde 1, işsizlik sıfır.

Burayı dünyanın finans ve iş piyasası yapmasının altında yatan en önemli unsur vergi muafiyeti içermesi. Gümrük vergisi yüzde 5. Vergiden muaf tutulan serbest bölgeler ile iş merkezleri var.

Bölgeyi ve tabii ki Dubai’yi cazibe merkezi kılan 3. Ayak ise turizm.

15 milyon turisti ağırlayan Dubai, önümüzdeki 50 yıl içinde petrol ve doğalgaz rezervinin sona ereceği gerçeğinden hareket ederek tüm gelişimini turizm ve hizmet alanına kaydırmış. Dünyanın en büyük marka oteller zincirlerini bu bölgede her semtte kümelenmiş vaziyette görmek mümkün. Metrosundan, hızlı trenine, devasa AVM’lerinden tutun da, çölde safari keyfine kadar her alanda yatırım söz konusu. Kent tam anlamıyla “en”leri ile turist çekmek için yatırım atağında. Expo 2020’ye de hazırlanan Dubai çölün kumundan bile büyük para kazanıyor.

Sokaklarında, caddelerinde turist ve çalışan, oturma izni alan yabancı uyruklulara yönelik en küçük bir tehdit ve yaptırım söz konusu değil. İstedikleri gibi günlük hayatlarını sürdürüyorlar. Belli bölgelerde içki izni var o da özel tüketim vergisi adı altında vergiye tabi tutuluyor.

50 YIL ÖNCE ÇÖLDÜ

Burası çok değil 50 yıllık bir suni kent durumunda. Çünkü 50 yıl önce bedevilerin yaşadığı çöldü. Sazdan, samanlıktan,, çadırdan olan evlerin yerini şimdi lüks villalar, saraylar ve gökdelenler almış.

Halen kral soyunu devam ettiren, 2004 yılında ölen ve bu yıl 100. Doğum yılı kutlanan  Devlet Başkanı Şeyh Zayid bin Sultan El Nahayan’ın bu ülkenin gelişiminde öneli rolü var.  1800’lü yıllarda burayı istila eden Portekizlilerden ve Osmanlı hakimiyetine girme riskinden kurtarmak amacıyla İngiltere bölgeye gelmiş ve hamilik görevini üstlenmiş. Petrol ve doğalgazın bulunduğu 1950’li yıllara kadar bölgenin en önemli geçim kaynağı inci ticareti idi. Petrolün bulunmasıyla İngiltere kısaca” ben size ağbilik yaparım, yönetimde söz hakkı veririmi ve sizi korurum” demesiyle birlikte işletme hakkını alarak, bu ülkede modern sömürgeci düzenini sürdürdü.  1971 yılında İngiltere’nin bölgedeki emirlikleri bırakıp (tabii kağıt üzerinde denebilir), 7 emirliği BAE adı altında toplayan Devlet Başkanı Şeyh Zayid bin Sultan El Nahayan İngiltere ve ABD’de iyi eğitim görmüş, batı medeniyetini benimsemiş bir devlet adamı olarak ülkesinde büyük bir modernleşmeyi başlatmış. İngilizce burada Arapça ile beraber ana dil durumunda. Kentleşmenin planlanmasından tutun da,  mimari yapısına, sosyal ve kültürel yapıya kadar her alanda İngiliz karakteri hakim. Tabelalar Arapça ve İngilizce durumunda.

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ  ASKIDA

2002 ila 2011 arasında Türkiye ile BAE ve Körfez ülkeleri arasında her alanda tırmanış gösteren ilişkiler, özellikle BAE ile 2011 yılından sonra askıya alınmış durumda. Türkiye’nin Mısır ‘da Müslüman kardeşleri desteklemesi bu ülke ile aramızın açılmasına neden olurken,   Katar konusundaki politikamızla da tamamen kopmuş durumda.

Ancak BAE siyasi yapısı gereği emirliklerin dışarıyla olan bağlantılarında sözcülük üstlenirken, ticari ve ekonomik, sosyal ilişkilerde emirlikler kendi içlerinde federasyon niteliğinde hareket edebiliyorlar.

BAE Ticari Ateşemiz Hasan Önal özellikle vurguladı:

“ Dubai ticari ilişkiler konusunda BAE ile Dubai’yi bir görmeyin. Dubai’nin farklı bir yapısı var Türk firmalarla ilgili olarak gecikmeli de olsa sonuç alıyoruz ve bunun için yoğun çalışma gösteriyoruz”

Gerçekten de öyle, sokakta gördüğümüz vatandaşın Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bakış açısı çok olumlu. Hele hele bu kişiler çevre bölgenin yabancı uyrukluları ise. Türkiye ve Tayyip sevgisi had safhaya çıkıyor.

DÜNYANIN “EN” KOMPLEKSİNE SAHİPLER

Dubai’de petrol, doğalgaz ve altından kaynaklanan bir şatafatlık ve lüks söz konusu. Yerli halk  saraylarda ve lüks villalarda, son model  jiplerde “ultra jet sosyete” yaşantısı sürerken, beyaz yakalı iş adamı ve çalışan yabancıların da aldıkları yüksek maaşlardan dolayı yaşam standartları bizim İstanbul jet sosyetesini aratmıyor.

Dubai’de yönetimsel anlamda bir “en” hastalığı var.

Dünyanın en büyük ve 7 yıldızlı en büyük oteli, Burç El Arab yelken oteli burada.

Dünyanın en büyük gökdeleni Burç Halife burada. Tam 828 metre yüksekliğinde.

Dünyanın en büyük alış-veriş merkezi Dubai Mall yine burada. Tam 54 milyon ziyaretçi alıyor.

Palmiye şeklindeki dünyanın en büyük suni adası Palm Jumerah burada.

Öyle bir komplekse sahipler ki biz dünyanın en büyük havalimanı yaparken onlar, Dubai’de hemen dünyanın en büyük havalimanı yapımına giriştiler ve önümüzdeki yıl 3. havalimanı olarak açılışını yapacaklar.

Yine Suudi Arabistan dünyanın en yüksek gökdelenini inşa ederken, ellerini çabuk tutular ve bin metre yüksekliğinde dünyanın en büyük gökdeleni için inşaata başladılar.

Yine dünyanın en büyük altın yüzüğü de burada. Kapalıçarşı da bir mağazada Guines Rekorlar Kitabı’nda…

58 bin 686 kg ağırlığındaki altın yüzük görenleri hayretler içinde bırakıyor.

DUBAİ MÜZESİ VE AVM’LERİ İZDİHAMDAN GEÇİLMİYOR

Çölde tarihi geçmişini 5 bin yıl öncesine kadar uzatmak için Avrupa’dan arkeologlar getirmesine rağmen, 3.000 yıl öncesine kadar gidebilen Dubai’de panoromik müze deyim yerinde ise para basıyor. Yabancıların en çok gezdiği müze bizim Şanlıurfa Müzesi’nden çok çok küçük olmasına rağmen öyle büyük ilgi odağı konumundaki anlatamam. Burada çöl yaşantısından gelinen döneme kadar tarihi bir geçit söz konusu.

AVM’ler de öyle. Sosyal yaşantının vazgeçilmezleri arasında AVM’ler, dünya markalarının adeta geçit yaptığı yerler durumunda. Ve bölgenin alış-veriş merkezleri olarak izdiham ölçüsünde ilgi odağı haline geliyorlar.

Dünyanın en büyük akvaryum ve hayvanat bahçesinin yer aldığı ve ışık gösterisinin yapıldığı Dubai Mall ilk sırada. Moda tutkunlarının vazgeçilmezi olarak bilinen Mall Of Emirates, burada aynı zamanda bizim Uludağ’ın küçük bir benzerini görmek mümkün. İçinde bizdeki telesiyejden ve teleferikten daha fazla kayak merkezlerinin bulunduğunu söyleyebilirim.

Eski çarşıda öyle. Baharatların ve Arap yarımadasının simgesi otantik kıyafetlerin satıldığı çarşı ile bizdeki Kapalıçarşı benzeri kuyumcuların bulunduğu bölge de en ilgi çekici yerlerden.

SAFARİ YAPMADAN OLMAZ

Ve bir de meşhur safarisi tabii. Dedik ya, çöl kumundan bile para kazanıyor diye… Safari yapmak en hesaplısı 100 dolar. Önce son model jiplere bindiriyorlar,  safari için ayrılan çöle götürüyorlar ve kum tepelerinden oluşan bölgede safari yaptıktan sonra sizi çölün ortasında çadır kente götürüp gecenin ilerleyen saatlerine kadar hoşça vakit geçirmenizi sağlıyorlar. Hizmet mükemmel.

Dubai’den sonra son durağımız BAE’nin başkenti Abu Dabi oldu. Burada da Dünyanın 3. Büyük Camisi olan Şeyh Sayed Cami’ni gezdik.

İznik çinilerinin de yer aldığı muhteşem, görkemli cami, bizim Sultanahmet Camii’nden esinlenmiş. Ortada büyük bir avlu var, tek yanı,6 minare yerine 4 minaresi bulunması. İbadete açık değil. Namaz kılmak isteyenler için ayrı salonlar mevcut.

Bir de bu kentte en çok gezilen ve ilgi odağı olan Hac Müzesi’ni gördük. Burada ilgimizi çeken şey ise fotoğraf albümünde 16 AF plakalı eski bir siyah-beyaz Bursa minibüsünün görüntüsü oldu. 1940 ve ya 50’li yıllarda çekildiği ileri sürülen fotoğrafın altında yazı bulunmuyor, ancak rehberimizin söylediğine göre Bursa’dan Hacca giderken Dubai’ye uğrayan bir Hac kafilesini taşıyan minibüs olma ihtimali var.

Bir de sonuçta, Dubai gerçekten kısa geçmişine rağmen dünyanın Newyork, Şangay gibi en büyük iş ve finans merkezi haline gelme mucizesini göstermesi bakımından etkileyici bir kent. Arap yarımadasında ve bir Arap ülkesi kentkenti olmasına rolmasına rağmen, şeriatla ve krallıkla yönetilmesine rağmen özgür ve modern bir kent.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.