Havadis16.com - 19 Eylül 2017, Salı

Gezi parkı olaylarını üzüntüyle hatırlayabiliriz

31 Mayıs 2014
Gezi parkı olaylarını üzüntüyle hatırlayabiliriz için yorumlar kapalı
Gezi parkı olaylarını üzüntüyle hatırlayabiliriz
Başbakan Yardımcısı Arınç,”Taksim’de, Gezi Parkı’nda insanlarımızın ölümüne yol açan, bize acılar getiren o olayın anılacak tarafı yok ama üzüntüyle hatırlayabiliriz” dedi. 

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Taksim’de, Gezi Parkı’nda veya o çevrede başlatılan ama sonunda insanlarımızın ölümüne yol açan, bir kısmının ölümcül yaralar almasına yol açan, kamu mallarının tahrip edilmesine yol açan ve bize acılar getiren o olayların anılacak bir tarafı yok ama üzüntüyle hatırlayabiliriz” dedi.

Kestel Belediye Başkanı Yener Acar’ı makamında ziyaret eden Arınç, yaptığı konuşmada, 30 Mart’ta görevine yeniden seçilmesinden dolayı onu tebrik ederek başarılar diledi.

Bu ilçeye daha önce geldiğinde, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) konutlarının anahtarlarını hak sahiplerine teslim ettiğini hatırlatan Arınç, “Bence TOKİ’nin başarılı uygulamaları içinde Kestel örneğini sayabiliriz, nadir, başarılı örnekleri içinde Kestel’i en güzel bir yere koyabiliriz. Kestel’de inşallah daha güzel işler yapacağız. Belediyemizle kamu yatırımları itibarıyla her zaman Başkanımızın yanında, desteğinde olacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Bir gazetecinin, Gezi Parkı’nda olayların başlamasının üzerinden bir yıl geçtiğini anımsatması üzerine Arınç, bunun anılacak, övülecek bir yanının bulunmadığını söyledi.

Söz konusu süreçte acı ve üzüntü verici olaylar yaşandığını dile getiren Arınç, şöyle devam etti:

“Başlangıcından itibaren sürecin içinde bulunan bir arkadaşınız olarak Taksim’de, Gezi Parkı’nda veya o çevrede başlatılan ama sonunda insanlarımızın ölümüne yol açan, bir kısmının ölümcül yaralar almasına yol açan, kamu mallarının tahrip edilmesine yol açan ve bize acılar getiren o olayların anılacak bir tarafı yok ama üzüntüyle hatırlayabiliriz. Orada başlayan ve süreç içinde bütün Türkiye’nin hatta bütün dünyanın, çok iyi biliyorum ki uluslararası basın kuruluşları sanki çok önceden bazı şeyleri haber almışlar gibi Taksim Meydanı’nı gören yerlerde konuşlandılar ve hayatlarında hiçbir yerden 10 dakikadan fazla canlı yayın yapmayan yayın kuruluşları saatler boyunca savaş muhabirlerinin eşliğinde Türkiye’de bir olağanüstülük yaşandığını ispatlamaya gayret ettiler.”

“Tekrar bu tür olayların yaşanmasını arzu etmem”

Olayları her yönüyle tahlil ettiklerini vurgulayan Arınç, bu konuda çıkardıkları dersler olduğunu anlattı.

Herkesin görebileceği noktalar da bulunduğunu ifade eden Arınç, “Bunları burada tekrar konuşmayacağım ama 31 Mayıs’ı ile 1, 2, 3, 4, 5 Haziran’ı ile yaşanan olaylar Türkiye’ye çok şey kaybettirebilecekti ama hükümetimizin kararlı ve olayları yatıştıran, olayların daha da büyümesini engelleyecek güvenlikli yönetimi sayesinde amacına ulaşamadı” ifadesini kullandı.

Arınç, 3-5 ağaç bahane edilerek başlayan süreçte daha sonra acı olaylar yaşandığını belirterek, Türkiye’nin her yerine sirayet ettiğini söyledi.

Bu gelişmeler sırasında sosyal medyanın nasıl kötüye kullanıldığı ve insanların suç işlemeye nasıl tahrik edildiğinin de görüldüğüne dikkati çeken Arınç, şöyle konuştu:

“Olayların içinde müdahil olarak bulunan bir arkadaşınız olarak söyleyeyim, tekrar bu tür olayların yaşanmasını arzu etmem. Bu ve buna benzer olaylar, Türkiye’nin huzur ve esenliğine, Türkiye’nin barışına, ilerlemesine, büyümesine, güçlenmesine hizmet etmez. Türkiye, demokratik bir ülkedir, hukuk devletidir. Herkesin toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı vardır. Bunun için izin almasına da gerek yoktur. Sadece elbette hukuk çerçevesinde, kırıp dökmeden, yasa dışı örgütlerin silahlı eylem alanı haline getirmeden, insanların mal ve can güvenliğine hiçbir zaman tehdit oluşturmadan bunların yapılması gerekir. Eğer bugün bu olayı hatırlayacaklar varsa bence herkesin aldığı derslerden yola çıkarak bugünü yine cana, mala, zarar verebilecek bir noktaya getirmeden sadece belki o günün hatırasını barışçı yöntemlerle ortaya koymak gerekir. Dün Sayın Kılıçdaroğlu’nun sözünü ben doğrusu önemsiyorum. Bir yıl önce öyle demiyordu ama bugün çok güzel bir şey söylüyor; ‘Hiç kimse yasa dışı örgütlerin faaliyetine izin vermesin, eğer yüzlerini gizleyenler varsa bunları teşhir etsin, bunlarla birlikte olmasın.’ Bir yıl öncesi konuşulmayan ama bir yıllık süreçte herkesin aldığı derslerden bugün ben de söylüyorum ki yine oralarda yasa dışı eylem yapmak, ortama zarar vermek, Türkiye’nin imaj ve itibarını zedelemek isteyenler olabilir. Güvenlik güçleri elbette gereğini yapar ama hiçbir masum vatandaşımızın, hukuk ve kanun ve nizamlar dışına çıkmadan hareketlerini bitirmesi gerekir.”

“Zannediyorum ki AK Parti, muhalefetin adayının belirlenmesini bekliyor”

Arınç, cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin, “Zannediyorum ki AK Parti, muhalefetin adayının belirlenmesini bekliyor. Kendi içindeki süreci neredeyse bitirmiş durumda. Şu anda da bir isim açıklama noktasında değiliz” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “çatı aday” konusundaki görüşmesine yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine Arınç, buna ilişkin komisyon kurulması hususunu duymadığını söyledi.

“Hafazanallah daha neler duyacağız demek ki” diyen Arınç, “çatı aday” konusunda çok ilginç karikatürler gördüğünü bildirdi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mesela damda bir kedi var. Birisi gösteriyor, ‘İşte bizim çatı adayımız bu’ diye. Buna benzer karikatürler var. Ortamı yumuşatmak lazım. Şimdi de komisyon kurmuşlar veya kuracaklarmış. Cumhurbaşkanlığı seçimi, önemli bir seçimdir. Türkiye’de her zaman cumhurbaşkanlığı seçimleri, özellikle şimdi halk tarafından bu seçimler yapılacağı için adeta fiilen bir yarı başkanlık sistemini de getiriyor olması nedeniyle fevkalade önemlidir. Elbette AK Parti’nin bir adayı olacaktır ve o aday, Allah’ın izniyle seçimleri kazanacaktır. Biz buna inanıyoruz. Buna karşılık gönül isterdi ki biz geçmişimizde böyle yaptık yani 1993’te de 2000’de de 2007 seçimlerinde de adayımızı parti olarak gösterdik. Çünkü bir parti, ‘Benim bir cumhurbaşkanı adayım olmalı’ diye bir aday etrafında mutlaka birleşmelidir. Yani aslolan, doğru olan, bence olması gereken; bugün CHP’nin de MHP’nin eğer varsa HDP’nin de adaylarını göstererek en azından birinci turlara iştirak etmesidir.”

“Adayınızı bir an evvel ilan edin”

Arınç, seçilemeyeceğini bile bile 2000’de Lütfi Doğan, Nevzat Yalçıntaş gibi milletvekillerini aday gösterdiklerini ve bunun, “Ben bir partiyim, benim bir adayım var ve ben halkın önüne o adayla çıkacağım” demek olduğunu anlattı.

Mevcut muhalefet partilerinin, bunu yapmayacaksa müşterek aday bulmaya çalışabileceğini söyleyen Arınç, şöyle konuştu:

“Farklı özelikleri taşıyan insanlar üzerinde bir çalışma yapabilirler. Ben bugün Kılıçdaroğlu’nun da Bahçeli’nin de kapı kapı dolaşıp bazılarından fikir almasını, bazı özelliklere uygun adaylar tespit etmeye çalışmasını, kendileri aday göstermeyecekse olağan karşılıyorum. Bunda garipsenecek, yadsınacak bir şey yok ama bu iş biraz sanki çok fazla ileri gidip sulanıyor gibi geldi bana. Sadece dikkatlerini çekmek için söylüyorum; siz bu çalışmaları sürdürmeye, kapı kapı dolaşmaya devam ederseniz farkında olmazsınız, cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmış olur. Dolayısıyla bir an evvel ne yapacaksanız gidin konuşun. Sayın Demirel ile konuşmuşsunuz, o Sayın Abdullah Gül’den veya Cemil Çiçek’ten bahsetmiş. Bir başkasına gitmişsiniz, başka isimler söylenmiş. Bunlar dışarı taşan bilgiler. Yani kimden görüş istiyorsanız, kimden hangi konularda size ön ayak olmasını, yardımcı olmasını istiyorsunuz, yani halkımızın beklentilerine uygun bir çalışma yapın. Gülünç olmayalım, boşa zaman kaybetmeyelim, çıkarın adayınızı bir an evvel ilan edin. Şüphesiz önümüzdeki süreç içinde biz de adayımızı belirler ve ilan ederiz ama o adayın özellikleri acaba MHP’nin istediği şekilde CHP’nin iştirakini mümkün kılar mı veya CHP’nin beğendiği adaylar üzerinde MHP ‘evet’ oyu verebilir mi?”

“Baş harflerini söylesem olur mu?”

Bülent Arınç, 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in aday gösterilme sürecinde yaşananları anımsattı.

Aday belirleme konusunda çok rahat olduklarını belirten Arınç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Önümüzde bir süreç var. O süreç içinde de zamanı geldiğinde adayımızı açıklayacağız ama doğru olan, muhalefetin ister müşterek bir aday, isterse kendi partilerinin adayı olarak bir an evvel bu çalışmayı yapması ve halkımıza bunu öncelikle ifade etmesidir. CHP içinde ismi geçen o kadar insan var ki bazen kulaklarıma inanamıyorum veya MHP açısından ismi uygun görülen bazı insanlar var ki inanın bunların halkta 10 kişi bile karşılığı yoktur. Siz bazı isimlerin çok güçlü olduğunu zannedersiniz veya birileri onları çok güçlü gösterir, özellikle medyamızın böyle bir alışkanlığı vardır ama onlar sokağa çıktığında selamını alacak 10 kişi bile bulamazlar. Dolayısıyla bu isimler üzerinde dururken halk bunları seçecek be kardeşim, devir değişti. ‘Halk bunlara yüz verir mi, oy verir mi, elini uzatır mı, kendisinin başında cumhurbaşkanı olarak bunları ister mi’ diye de ayrıca düşünmeleri lazım. İnşallah güzel düşünürler, güzel bir sonuç ortaya çıkar.”

Arınç, bir gazetecinin “Adayınızı mayıs ayı sonunda açıklayacağınız söylemiştiniz. 31 Mayıs’tayız herkes merakla bekliyor” demesi üzerine, “Evet, 31 Mayıs bugün. Baş harflerini söylesem olur mu?” ifadesini kullandı. Arınç, şunları kaydetti:

“Sizden özür diliyorum. Bu sözümü tutamadım. Yani az çok biliyoruz ama henüz izin çıkmadı, bu ismin açıklanması konusunda. Biraz daha sabırlı olalım inşallah. Şimdi Başbakanımız herhalde 15 Haziran’ı ifade etmeye başladı. Bekleyelim. Zannediyorum ki AK Parti, muhalefetin adayının belirlenmesini bekliyor. Kendi içindeki süreci neredeyse bitirmiş durumda. Şu anda da bir isim açıklama noktasında değiliz.”

Başbakan Yardımcısı Arınç’a, partisinin bazı il başkanlarının istifa etmesi de soruldu. Nezaketen onlardan istifa etmelerinin istenmiş olabileceğini anlatan Arınç, “Belki 30 Mart seçimlerine yönelik bir çalışma olarak değerlendirmek lazım. Bunlar partinin Merkez Yürütme Kurulunda konuşulan ve üzerinde çalışılan konulardır. Her partide böyle şeyler vardır. Olağanüstü bir durum yok. Elbette büyük bir partide bir değerlendirme sonucu farklı işlemler yapılabilir” diye konuştu.

“Bunlarla mücadele de hukuk içerisinde olacaktır”

Arınç’a, Başbakan Erdoğan’ın “paralel yapı” hakkındaki açıklamaları anımsatılarak, “Önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili isimler ön plana çıkacak mı?” sorusu da yöneltildi.

Erdoğan’ın, her konuşmasının arkasından “Türkiye’de bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içerisinde ona paralel olarak yapılanmış bir yapı var ve biz bu yapıyla mücadele edeceğiz” dediğine değinen Arınç, şunları kaydetti:

“Bunu tartışacak hiçbir şey yok. Hepimiz şuna inanıyoruz ki bu devletin içerisinde, adı ne olursa olsun, kendi yargısını, kendi emir komutasını, kendi düzenini kurmaya çalışan başka bir yapı varsa buna hiçbirimiz müsaade etmeyiz. Böyle bir yapının ortaya çıkardığı bazı gerçekleri görmezden de gelemeyiz. Bunlarla mücadele de hukuk içerisinde olacaktır. Madem ki bir hukuk devletiyiz. Yani ne yapmışlardır, neyi nasıl yapmışlardır, ceza kanunlarına göre veya bir başka kanuna göre suç sayılan eylemleri nasıl planlamışlardır, buna yönelik adli ve idari soruşturmalar yapılıyor. Adli ve idari soruşturma yapmadan, ‘Ben bu adamı beğenmedim, zaten bunlar da hep bize karşıydı’ diyerek 5’inci dünya ülkeleri gibi bir uygulama yapamayız. Hukukun içerisinde kalmaya mecburuz. Hukukun içinde kalarak bu mücadeleyi yani ‘Bir tek Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardır, onun dışında hiçbir yapılanmaya izin vermeyeceğiz’ sözünü hayata geçiriyoruz. Bazı soruşturmalardan somut neticeler evet çıkıyor, bazıları iddianame haline geliyor, davalar açılıyor, bazıları idari tedbirlerle görevlerinden uzaklaştırılıyor, başka pasif görevlere götürülüyor. Çünkü bir insanın davranışlarının tamamı suç olmayabilir ama suç olmasa bile bir yapıyla direkt veya endirekt ilişkisi bulunuyorsa ve yarın o yapıyla birlikte hareket edebileceği konusunda en azından dolaylı olarak bazı çabaları görülmüşse onu alırsınız, buradan bir başka tarafa geçirirsiniz. Nitekim bazı kurumlarda yapılan bundan ibarettir. Maaşını ellemezsiniz, meslekten atamazsınız ama pasifize edecek bir noktaya onu idari tedbirlerle getirebilirsiniz. Hükümetimiz bu konuda hukukun içinde kalmaya azami dikkat gösteriyor. Biz de bu dikkati kendi işlerimizde fazlasıyla göstermeye çalışıyoruz.”

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Taksim’de, Gezi Parkı’nda veya o çevrede başlatılan ama sonunda insanlarımızın ölümüne yol açan, bir kısmının ölümcül yaralar almasına yol açan, kamu mallarının tahrip edilmesine yol açan ve bize acılar getiren o olayların anılacak bir tarafı yok ama üzüntüyle hatırlayabiliriz” dedi.

Kestel Belediye Başkanı Yener Acar’ı makamında ziyaret eden Arınç, yaptığı konuşmada, 30 Mart’ta görevine yeniden seçilmesinden dolayı onu tebrik ederek başarılar diledi.

Bu ilçeye daha önce geldiğinde, Toplu Konut İdaresi (TOKİ) konutlarının anahtarlarını hak sahiplerine teslim ettiğini hatırlatan Arınç, “Bence TOKİ’nin başarılı uygulamaları içinde Kestel örneğini sayabiliriz, nadir, başarılı örnekleri içinde Kestel’i en güzel bir yere koyabiliriz. Kestel’de inşallah daha güzel işler yapacağız. Belediyemizle kamu yatırımları itibarıyla her zaman Başkanımızın yanında, desteğinde olacağız” değerlendirmesinde bulundu.

Bir gazetecinin, Gezi Parkı’nda olayların başlamasının üzerinden bir yıl geçtiğini anımsatması üzerine Arınç, bunun anılacak, övülecek bir yanının bulunmadığını söyledi.

Söz konusu süreçte acı ve üzüntü verici olaylar yaşandığını dile getiren Arınç, şöyle devam etti:

“Başlangıcından itibaren sürecin içinde bulunan bir arkadaşınız olarak Taksim’de, Gezi Parkı’nda veya o çevrede başlatılan ama sonunda insanlarımızın ölümüne yol açan, bir kısmının ölümcül yaralar almasına yol açan, kamu mallarının tahrip edilmesine yol açan ve bize acılar getiren o olayların anılacak bir tarafı yok ama üzüntüyle hatırlayabiliriz. Orada başlayan ve süreç içinde bütün Türkiye’nin hatta bütün dünyanın, çok iyi biliyorum ki uluslararası basın kuruluşları sanki çok önceden bazı şeyleri haber almışlar gibi Taksim Meydanı’nı gören yerlerde konuşlandılar ve hayatlarında hiçbir yerden 10 dakikadan fazla canlı yayın yapmayan yayın kuruluşları saatler boyunca savaş muhabirlerinin eşliğinde Türkiye’de bir olağanüstülük yaşandığını ispatlamaya gayret ettiler.”

“Tekrar bu tür olayların yaşanmasını arzu etmem”

Olayları her yönüyle tahlil ettiklerini vurgulayan Arınç, bu konuda çıkardıkları dersler olduğunu anlattı.

Herkesin görebileceği noktalar da bulunduğunu ifade eden Arınç, “Bunları burada tekrar konuşmayacağım ama 31 Mayıs’ı ile 1, 2, 3, 4, 5 Haziran’ı ile yaşanan olaylar Türkiye’ye çok şey kaybettirebilecekti ama hükümetimizin kararlı ve olayları yatıştıran, olayların daha da büyümesini engelleyecek güvenlikli yönetimi sayesinde amacına ulaşamadı” ifadesini kullandı.

Arınç, 3-5 ağaç bahane edilerek başlayan süreçte daha sonra acı olaylar yaşandığını belirterek, Türkiye’nin her yerine sirayet ettiğini söyledi.

Bu gelişmeler sırasında sosyal medyanın nasıl kötüye kullanıldığı ve insanların suç işlemeye nasıl tahrik edildiğinin de görüldüğüne dikkati çeken Arınç, şöyle konuştu:

“Olayların içinde müdahil olarak bulunan bir arkadaşınız olarak söyleyeyim, tekrar bu tür olayların yaşanmasını arzu etmem. Bu ve buna benzer olaylar, Türkiye’nin huzur ve esenliğine, Türkiye’nin barışına, ilerlemesine, büyümesine, güçlenmesine hizmet etmez. Türkiye, demokratik bir ülkedir, hukuk devletidir. Herkesin toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı vardır. Bunun için izin almasına da gerek yoktur. Sadece elbette hukuk çerçevesinde, kırıp dökmeden, yasa dışı örgütlerin silahlı eylem alanı haline getirmeden, insanların mal ve can güvenliğine hiçbir zaman tehdit oluşturmadan bunların yapılması gerekir. Eğer bugün bu olayı hatırlayacaklar varsa bence herkesin aldığı derslerden yola çıkarak bugünü yine cana, mala, zarar verebilecek bir noktaya getirmeden sadece belki o günün hatırasını barışçı yöntemlerle ortaya koymak gerekir. Dün Sayın Kılıçdaroğlu’nun sözünü ben doğrusu önemsiyorum. Bir yıl önce öyle demiyordu ama bugün çok güzel bir şey söylüyor; ‘Hiç kimse yasa dışı örgütlerin faaliyetine izin vermesin, eğer yüzlerini gizleyenler varsa bunları teşhir etsin, bunlarla birlikte olmasın.’ Bir yıl öncesi konuşulmayan ama bir yıllık süreçte herkesin aldığı derslerden bugün ben de söylüyorum ki yine oralarda yasa dışı eylem yapmak, ortama zarar vermek, Türkiye’nin imaj ve itibarını zedelemek isteyenler olabilir. Güvenlik güçleri elbette gereğini yapar ama hiçbir masum vatandaşımızın, hukuk ve kanun ve nizamlar dışına çıkmadan hareketlerini bitirmesi gerekir.”

“Zannediyorum ki AK Parti, muhalefetin adayının belirlenmesini bekliyor”

Arınç, cumhurbaşkanlığı seçimine ilişkin, “Zannediyorum ki AK Parti, muhalefetin adayının belirlenmesini bekliyor. Kendi içindeki süreci neredeyse bitirmiş durumda. Şu anda da bir isim açıklama noktasında değiliz” dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “çatı aday” konusundaki görüşmesine yönelik değerlendirmesinin sorulması üzerine Arınç, buna ilişkin komisyon kurulması hususunu duymadığını söyledi.

“Hafazanallah daha neler duyacağız demek ki” diyen Arınç, “çatı aday” konusunda çok ilginç karikatürler gördüğünü bildirdi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Mesela damda bir kedi var. Birisi gösteriyor, ‘İşte bizim çatı adayımız bu’ diye. Buna benzer karikatürler var. Ortamı yumuşatmak lazım. Şimdi de komisyon kurmuşlar veya kuracaklarmış. Cumhurbaşkanlığı seçimi, önemli bir seçimdir. Türkiye’de her zaman cumhurbaşkanlığı seçimleri, özellikle şimdi halk tarafından bu seçimler yapılacağı için adeta fiilen bir yarı başkanlık sistemini de getiriyor olması nedeniyle fevkalade önemlidir. Elbette AK Parti’nin bir adayı olacaktır ve o aday, Allah’ın izniyle seçimleri kazanacaktır. Biz buna inanıyoruz. Buna karşılık gönül isterdi ki biz geçmişimizde böyle yaptık yani 1993’te de 2000’de de 2007 seçimlerinde de adayımızı parti olarak gösterdik. Çünkü bir parti, ‘Benim bir cumhurbaşkanı adayım olmalı’ diye bir aday etrafında mutlaka birleşmelidir. Yani aslolan, doğru olan, bence olması gereken; bugün CHP’nin de MHP’nin eğer varsa HDP’nin de adaylarını göstererek en azından birinci turlara iştirak etmesidir.”

“Adayınızı bir an evvel ilan edin”

Arınç, seçilemeyeceğini bile bile 2000’de Lütfi Doğan, Nevzat Yalçıntaş gibi milletvekillerini aday gösterdiklerini ve bunun, “Ben bir partiyim, benim bir adayım var ve ben halkın önüne o adayla çıkacağım” demek olduğunu anlattı.

Mevcut muhalefet partilerinin, bunu yapmayacaksa müşterek aday bulmaya çalışabileceğini söyleyen Arınç, şöyle konuştu:

“Farklı özelikleri taşıyan insanlar üzerinde bir çalışma yapabilirler. Ben bugün Kılıçdaroğlu’nun da Bahçeli’nin de kapı kapı dolaşıp bazılarından fikir almasını, bazı özelliklere uygun adaylar tespit etmeye çalışmasını, kendileri aday göstermeyecekse olağan karşılıyorum. Bunda garipsenecek, yadsınacak bir şey yok ama bu iş biraz sanki çok fazla ileri gidip sulanıyor gibi geldi bana. Sadece dikkatlerini çekmek için söylüyorum; siz bu çalışmaları sürdürmeye, kapı kapı dolaşmaya devam ederseniz farkında olmazsınız, cumhurbaşkanlığı seçimi yapılmış olur. Dolayısıyla bir an evvel ne yapacaksanız gidin konuşun. Sayın Demirel ile konuşmuşsunuz, o Sayın Abdullah Gül’den veya Cemil Çiçek’ten bahsetmiş. Bir başkasına gitmişsiniz, başka isimler söylenmiş. Bunlar dışarı taşan bilgiler. Yani kimden görüş istiyorsanız, kimden hangi konularda size ön ayak olmasını, yardımcı olmasını istiyorsunuz, yani halkımızın beklentilerine uygun bir çalışma yapın. Gülünç olmayalım, boşa zaman kaybetmeyelim, çıkarın adayınızı bir an evvel ilan edin. Şüphesiz önümüzdeki süreç içinde biz de adayımızı belirler ve ilan ederiz ama o adayın özellikleri acaba MHP’nin istediği şekilde CHP’nin iştirakini mümkün kılar mı veya CHP’nin beğendiği adaylar üzerinde MHP ‘evet’ oyu verebilir mi?”

“Baş harflerini söylesem olur mu?”

Bülent Arınç, 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in aday gösterilme sürecinde yaşananları anımsattı.

Aday belirleme konusunda çok rahat olduklarını belirten Arınç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Önümüzde bir süreç var. O süreç içinde de zamanı geldiğinde adayımızı açıklayacağız ama doğru olan, muhalefetin ister müşterek bir aday, isterse kendi partilerinin adayı olarak bir an evvel bu çalışmayı yapması ve halkımıza bunu öncelikle ifade etmesidir. CHP içinde ismi geçen o kadar insan var ki bazen kulaklarıma inanamıyorum veya MHP açısından ismi uygun görülen bazı insanlar var ki inanın bunların halkta 10 kişi bile karşılığı yoktur. Siz bazı isimlerin çok güçlü olduğunu zannedersiniz veya birileri onları çok güçlü gösterir, özellikle medyamızın böyle bir alışkanlığı vardır ama onlar sokağa çıktığında selamını alacak 10 kişi bile bulamazlar. Dolayısıyla bu isimler üzerinde dururken halk bunları seçecek be kardeşim, devir değişti. ‘Halk bunlara yüz verir mi, oy verir mi, elini uzatır mı, kendisinin başında cumhurbaşkanı olarak bunları ister mi’ diye de ayrıca düşünmeleri lazım. İnşallah güzel düşünürler, güzel bir sonuç ortaya çıkar.”

Arınç, bir gazetecinin “Adayınızı mayıs ayı sonunda açıklayacağınız söylemiştiniz. 31 Mayıs’tayız herkes merakla bekliyor” demesi üzerine, “Evet, 31 Mayıs bugün. Baş harflerini söylesem olur mu?” ifadesini kullandı. Arınç, şunları kaydetti:

“Sizden özür diliyorum. Bu sözümü tutamadım. Yani az çok biliyoruz ama henüz izin çıkmadı, bu ismin açıklanması konusunda. Biraz daha sabırlı olalım inşallah. Şimdi Başbakanımız herhalde 15 Haziran’ı ifade etmeye başladı. Bekleyelim. Zannediyorum ki AK Parti, muhalefetin adayının belirlenmesini bekliyor. Kendi içindeki süreci neredeyse bitirmiş durumda. Şu anda da bir isim açıklama noktasında değiliz.”

Başbakan Yardımcısı Arınç’a, partisinin bazı il başkanlarının istifa etmesi de soruldu. Nezaketen onlardan istifa etmelerinin istenmiş olabileceğini anlatan Arınç, “Belki 30 Mart seçimlerine yönelik bir çalışma olarak değerlendirmek lazım. Bunlar partinin Merkez Yürütme Kurulunda konuşulan ve üzerinde çalışılan konulardır. Her partide böyle şeyler vardır. Olağanüstü bir durum yok. Elbette büyük bir partide bir değerlendirme sonucu farklı işlemler yapılabilir” diye konuştu.

“Bunlarla mücadele de hukuk içerisinde olacaktır”

Arınç’a, Başbakan Erdoğan’ın “paralel yapı” hakkındaki açıklamaları anımsatılarak, “Önümüzdeki günlerde bu konuyla ilgili isimler ön plana çıkacak mı?” sorusu da yöneltildi.

Erdoğan’ın, her konuşmasının arkasından “Türkiye’de bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin içerisinde ona paralel olarak yapılanmış bir yapı var ve biz bu yapıyla mücadele edeceğiz” dediğine değinen Arınç, şunları kaydetti:

“Bunu tartışacak hiçbir şey yok. Hepimiz şuna inanıyoruz ki bu devletin içerisinde, adı ne olursa olsun, kendi yargısını, kendi emir komutasını, kendi düzenini kurmaya çalışan başka bir yapı varsa buna hiçbirimiz müsaade etmeyiz. Böyle bir yapının ortaya çıkardığı bazı gerçekleri görmezden de gelemeyiz. Bunlarla mücadele de hukuk içerisinde olacaktır. Madem ki bir hukuk devletiyiz. Yani ne yapmışlardır, neyi nasıl yapmışlardır, ceza kanunlarına göre veya bir başka kanuna göre suç sayılan eylemleri nasıl planlamışlardır, buna yönelik adli ve idari soruşturmalar yapılıyor. Adli ve idari soruşturma yapmadan, ‘Ben bu adamı beğenmedim, zaten bunlar da hep bize karşıydı’ diyerek 5’inci dünya ülkeleri gibi bir uygulama yapamayız. Hukukun içerisinde kalmaya mecburuz. Hukukun içinde kalarak bu mücadeleyi yani ‘Bir tek Türkiye Cumhuriyeti Devleti vardır, onun dışında hiçbir yapılanmaya izin vermeyeceğiz’ sözünü hayata geçiriyoruz. Bazı soruşturmalardan somut neticeler evet çıkıyor, bazıları iddianame haline geliyor, davalar açılıyor, bazıları idari tedbirlerle görevlerinden uzaklaştırılıyor, başka pasif görevlere götürülüyor. Çünkü bir insanın davranışlarının tamamı suç olmayabilir ama suç olmasa bile bir yapıyla direkt veya endirekt ilişkisi bulunuyorsa ve yarın o yapıyla birlikte hareket edebileceği konusunda en azından dolaylı olarak bazı çabaları görülmüşse onu alırsınız, buradan bir başka tarafa geçirirsiniz. Nitekim bazı kurumlarda yapılan bundan ibarettir. Maaşını ellemezsiniz, meslekten atamazsınız ama pasifize edecek bir noktaya onu idari tedbirlerle getirebilirsiniz. Hükümetimiz bu konuda hukukun içinde kalmaya azami dikkat gösteriyor. Biz de bu dikkati kendi işlerimizde fazlasıyla göstermeye çalışıyoruz.”

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.