Havadis16.com - 16 Aralık 2018, Pazar

Hocam da böyle yaptıysa eğer vay halimize!

17 Temmuz 2018
133 kez okundu
Hocam da böyle yaptıysa eğer vay halimize! için yorumlar kapalı

Bana göre 15 Temmuz bir darbe girişimi değil, düpedüz bu ülkeyi işgal girişimi idi. O gün ve sonrasında gelişen olaylara bu perspektiften bakarsak Türk milleti olarak o gece 2. bir Kurtuluş Savaşı verdiğimiz net olarak ortaya çıkar. Tarihte o günü bu şekilde yazacaktır ve bizim o geceye dair bilmediğimiz daha pek çok ayrıntı da süreçte tek tek ortaya çıkacaktır.

İşte o zaman nasıl büyük bir tehlikeden kurtulduğumuz da anlaşılacak.

Çünkü bu ülkenin bağrında 40 yıl en ince kılcal damarlara kadar sızan, yapılanan ve devletin gizli kozmik odalarına kadar girebilen birçok uluslu örgütten bahsediyoruz. Bu örgütle mücadele bugünden yarına sonuçlanacak değil, topyekûn kararlılıkla sürdürülmeli, zira karşımızda daha doğrusu içimizde, terör örgütü PKK’yı bile zaman zaman masum bırakan bir terör örgütü var.

Benim en çok merak ettiğim devletin en kılcal damarlarına kadar yapılanan bu örgütten nasıl oluyor da yıllar içinde hiçbir devlet yetkilisi şüphelenmiyor?

Hadi, siyasi parti liderlerini, Başbakanı, Cumhurbaşkanı’nı ve STK temsilcilerini bir kenara bırakıyorum, görmemiş olabilirler, aldatılmış da olabilirler.

Sivil olarak hangimiz aldatılmadık ki?

Peki ya bürokratlar?

Evet, istihbarattan ve bazı devlet yetkililerinden bu cemaate dair birtakım şüpheleri, belgeleri olanlar çıktı ama onları ciddiye alan olmadı. Geneli sürüldü, bir şekilde etkisizleştirildi, çeşitli iddia ve ithamlarla ki Ergenekon ve Balyoz davaları bunların en son çarpıcı örneğidir, çok ses çıkaranlar da yine iddialarla içeriye bile atıldı. Eski emniyet mensubu Hanefi Avcı gibi. Şimdilerde çıkıp bu örgütü en ince ayrıntılarıyla anlattıklarında bile şaşıp kalıyorsunuz.

Bir de yıllardır birlikte çalışıp da görmeyenler var, işte onları pek anlayamıyorum.

Nitekim o gecenin yıl dönümü anmalarının yapıldığı saatlerde Habertürk’te Siyasetin Nabzı programında Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Görmez’in anlattıkları beni şoke etti.

Görmez Hoca bu kurum ile devlet arasında bir ara arabuluculuk mahiyetinde görev bile üstlenmiş. Hem de 17-25 Aralık operasyonundan sonra.

‘Yazıklar olsun!’ diyeceğim ama…

Diyemiyorum!..

“Adı cemaat ya, en sık ilişki içinde olduğu devletin en köklü ve ciddi Diyanet kurumu bunu nasıl masum olarak değerlendirir?” bilemedim.

15 Temmuz özel programında Görmez Hoca dedi ki:

“Doğrusu zaman zaman dershane hareketleri döneminde Diyanet İşleri Başkanı olarak ülkemizde bu ayrılık olmasın diye gösterdiğim bir çaba var. Ama bu çaba böyle bir toplantı falan değil, sadece insanlarla konuşarak, bana ziyarete gelenlerle paylaşarak, ‘Bu ülkeye bu kötülüğü yapmayın!’ diyerek, nasihatte bulunarak böyle bir şey olmuştur”

‘Yapmayın, etmeyin çocuklar!’ dediği de FETÖ elebaşının veliahtı olarak görülen, eski Fatih Üniversitesi Rektörü Şerif Ali Tekalan. “FETÖ çatı davası”, “KPSS sorularının sızdırılması” ve “Futbolda şikede kumpas” gibi tüm pislik işlerde sanık durumunda ve hakkında yakalama kararı var. Önce Avrupa’ya kaçıyor, sonra ABD’ye. ABD’nin bu örgütü nasıl koruduğu da Tekalan’ın, Texas’taki North American Üniversitesi’nin rektörü olarak görev yapmasından belli.

Görmez Hoca bir de kendisine MGK tarafından özel bilgi verilmediğini söylüyor.

“Keşke bütün MGK’larda din rengine bürünmüş bu tür yapılanmalar hakkında Diyanet İşleri Başkanı da çağrılıp, arka plan bilgileri verilebilirdi.

Yani kusuru kabahatinden büyük!

Ve üstelik daha da kötüsü “2012’den itibaren, FETÖ’nün Ankara’da en çok zarar vermek istediği kurumun Diyanet İşleri Başkanlığı olduğunu biz de çok sonra öğrendik.” diyebiliyor.

Hocam da gerçekten çok safmış! Bunları bilmeyip, çok çok sonradan öğrenirse gerçekten de milletçe verilmiş sadakamız varmış!

Ne diyeyim?..

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.