Havadis16.com - 21 Kasım 2017, Salı

Karanlığın şafağını sayanlar!

16 Mart 2013
327 kez okundu

Önce, Mehmet Şevki Eygi’nin eşsiz vecizesinin bir bölümünü birlikte okuyalım:

“Türkiye’ye bir gün elbette Şeriat gelecektir.

Şeriat uygulaması tabiî ki, türbeleri yıkan Selefilerin zihniyetine uygun olmayacaktır. Ülkemize Osmanlı tipi, Mevlana Celalettin Rumî zihniyeti ışığında Şeriat gelmelidir.

Şeriat adalet, güvenlik, insaf, ahlak, fazilet, yardımlaşma, iyilikleri emir etmek, kötülükleri yasaklamak, mürüvvet, fütüvvet  demektir.

Şeriat düzeninde gayr-i Müslimlere de hürriyet vardır.

Müslüman ile İslamcı başka olduğu gibi bedevî usulü Şeriat düzeni ile medenî Müslümanların Şeriat düzeni farklıdır.

Şeriat düzeninde hırsızlık olmaz, sömürü olmaz, soygun ve talan olmaz. Şeriat, saçı bitmedik yetimlerin haklarını kimseye yedirmez. Yemeye kalkanı tepeler.

Şeriat düzeni haram, kara, kirli, necis servetler edinilmesine izin vermez.

Şeriat düzeninde müstehcen medya olmaz.

Şeriat düzeninde büyük soyguncular, büyük uyuşturucu tacirleri icabında asılır.

Şeriat düzeninde iç savaş ve terör olmaz.

Şeriat düzeninde kapıları kilitlemeye lüzum kalmaz”

 

***

Sonra da üzerine kat-iyetle konuşmayalım.

Zira, ne kadar yazarsak yazalım, konuşursak konuşalım, cahiliye dönemi zihniyeti hortladı bi kere!

Her zaman değim gibi, niyet, zihniyet ve ortam o denli müsait ki ileri demokrasiyle taçlanan vatan sathında, bundan böyle pratik, teori ne ararsan var.

Demokrasi treninden inen başlıyor konuşmaya.

Geldiler zira!

Varacakları yere geldiler!

Nitekim, içlerinden biri çıkıp, “Elbet Şeriat gelecek!” Deyiveriyor.

Ki, Sayın Eygi’yi samimi yaklaşımından ötürü kutlamak isterim.

Çok daha dürüst olabilenler için bundan böyle kıvırmaca, döndürmece yok.

Her şey net.

Ne gelecek?

Şeriat…

Ne zaman kısmetse?

Elbet bir gün…

 

***

Dediğim gibi, benim Mehmet Şevki Eygi ve türevlerine diyecek sözüm yok.

Hele ki hasletlerini böyle net bir şekilde orta koyduktan sonra.

Yalan, dolan ve envai çeşit dümendense, böylesine açıktan belirtilmiş bir tercihi, en azından metanetle karşılarım.

Lakin, benim asıl canımı sıkan, ortam hepten elverişli hale gelinceye kadar, öldür Allah ortaya çıkmayacak olan, rengini belli etmeye cesareti olmayan, ve fakat vaziyeti müstehzi gülüşleriyle bir kenardan izleyen takiyeci tayfa!

Asıl mide bulandıran onlar!

Yalandan ve dümenden olanlar…

Sindikleri yerden çıkmak için, olası bütün tehlikelerin bertaraf olduğunu görmek istiyorlar.

Tek bir ihtimal dahi kalmayıncaya…

Beyni, uzun zaman önce muhtemeldir ki böbreği ile becaiş yapmış cümlesi yola gelinceye kadar bekleyecekler sinsi sinsi…

Nasıl berbat bir tutumdur o öyle…

Nasıl yakışıksız…

Ve nasıl ayıplı…

En kötüsü olmaya namzet bir yönelim…

Belki de bu hayatta bir insanın başına gelebilecek en fena şey!

Kütü olmaktan bile kötü!

Kötü olduğunu açıktan ilan edenlerde, bir aleniyet,  bir dürüstlük var neticede.

Sebep sonuç ilişkisini çat diye kurabiliyorsun.

Neymiş bu?

Kötü!

O vakit gereğini düşün.

Ve fakat bunlar…

Bu sinsi tayfa…

Gününü ve sırasını bekliyor.

Kısasa kısası bekliyor.

Asmayı, kesmeyi ve en nihayetinde zifiri karanlığı…

Milyarlarca şeyi yeni baştan sorguladığım ve  kendime en çok, “Peki ya sen neredesin?” diye sorduğum şu zaman diliminde beni en çok, gerçekte hangi bayrağa hizmet ettiği meçhul olanlar endişelendiriyor.

Seziyorsun, renk vermiyor!

Biliyorsun, inkar ediyor!

Karanlığın şafağını sayanlar…

“Elbet bir gün Şeriat gelecek” Diye açıktan ilan edenler bile sizin kadar tedirgin etmiyor insanı.

Zira o net.

Dürüst hatta…

Ama ya siz?..

Yorumlar

  1. cengiz akar diyor ki:

    Sayın Yagmur hanım bende sizi takdir ediyorum

  2. hakan diyor ki:

    Temsili demokraside seçmen kendi adına, kendi hayatını etkileyecek siyasal karar alma yetkisini milletvekilleri aracılığı ile meclis çatısında kullanır.
    Meclis çatısında alınan kararların toplum vicdanını yaralamaması, toplumun düzenini köklü bir şekilde değiştirmemesi, farklı düşünce gruplarının yaşam alanlarına müdahale ederek birlik ve beraberliğin bozulmaması gibi unsurlar seçmen tarafından -siz beğenmeseniz de- değerlendirilir.
    Nerede kendi yaşam alanına müdahale sezer, yelpazeye bakmadan seçim yolu ile ayar verir. Nerede kendisi haricindekilerin yaşam alanlarına aşırı müdahale sezer onlara da ayar verir. Tarafını ona göre seçer.
    Güç buradadır.
    Ancak bu güç; toplumun büyük kısmının istediği, diğer kısımlarına somut zararı olmayan, ve bugüne kadar enteresan ve haksız bir şekilde uygulanan engellemeleri tek tek kaldırması noktasında Türkiye’de olduğu gibi geç tecelli eder.
    Askeri, idari, yargı vesayetleri, katsayı sorunu, Üniversitelerde örtünme kuralları, ailenin onayı ile din eğitimi vb. siyasal kararlar örnek gösterilebilir.
    Türk halkı yadırgananın aksine “normal” ile “aşırıyı” sezebilecek yetenektedir. Yıllarca medya “Normal” ile “aşırıyı” manüpile ederek sunduğundan bazı güç kullanmaların geciktiğini anlayabilmek lazım.
    Dolayısı ile Türk halkında bu seziş, bu yetenek bu güç vardır siz buna inanın artık.
    Türk halkının düşünce pratiği kendine herhangi bir şey ilanını kabul etmez, ancak yapılan somut ve doğru adımları destekler, sorun somut ve doğru adımlar noktasında yaşanan tartışmadır aslında, “şeriat gelecek” öcüsü değildir.

    Yaşanan bunca vesayet ardı acıdan sonra Türk Toplumunun demokrasi birikimine inanmak lazım.
    Ancak toplumun gitmek istediği yerden memnun olmayanlar ya Eygi gibi hedef gösterirler ya da Eygi’ye karşı çıkarak hedef saptırırlar. Rahat olun toplum gitmek istediği yere gidiyor.