Havadis16.com - 23 Kasım 2017, Perşembe

Kötüsünüz Hem de çok!

21 Mart 2013
639 kez okundu

Şayet bunu gerçekten yaptıysanız…

O dehşet anındaki sözleriniz, gazetelere yansıdığı gibiyse…

Gerçekten kötüsünüz!

Tarifini bulamayacağım kadar üstelik…

***

Bu hayattan çok zamansız giden Sıla ve Buse’yi biliyorsunuz.

Doğum günü kutlaması için arkadaşlarıyla Yalova’dan Bursa’ya gelirken geçirdikleri trafik kazasında yaşamlarını yitiren dünya güzeli iki kız…

İkisi de gencecik…

İkisi de su gibi…

Mevzuyu üçüncü sayfa ayarında vermek istemediğim için kazanın detaylarını atlıyorum.

22 yaşındaki iki genç kızın ölümüyle sonuçlanan bir trafik kazası…

Arabayı yaşıtları olan bir arkadaşları kullanıyor.

Yalova’dan Bursa’ya gelmek istiyorlar.

Ama olmuyor!

Haber haliyle tez yayılıyor ve kızların babaları, arkadaşları derhal olay yerine geliyor.

Herkes üzgün, herkes perişan.

Ama, birbirlerine sarılarak ağlayan o iki babanın yaşadığı acıyı anlatmaya kelime yok.

Analarının halini tahayyül edecek cesareti dahi bulamam!

Ne zihnim varır, ne de aklım!

***

İşte böyle bir facianın tam ortasında devreye giriyor hastanenin din görevlisi…

Daha kimse gerçekte ne olduğunu kavrayamamışken…

Ölümü onlara kimse yakıştıramamışken…

Herkes şoktayken…

Sıla ile Buse’nin cenazelerini almaya gelen arkadaşlarına hitaben, yeryüzünün en zalim, en sevgisiz ve en zamansız cümlelerinden birini kuruyor:
“Aileleriniz sizi okumanız, adam olmanız için uzak illere gönderiyor.

Böyle boş hayallere kapılmayın!”

………………………………

Bu nasıl bir vicdan?

Bu nasıl bir sevgisizlik?

Ve bu nasıl emsalsiz bir zalimlik?

O çocuklar henüz ölmüşken.

Ölenin arkasından…

Üstelik bu sözler bir din adamının ağzından çıkıyor!

İnsan sevgisi ve hümanizmanın şahikasında olması gereken birinin ağzından…

Hoşgörüsü ve sabrıyla, başta o çocukların aileleri olmak üzere herkese medet olması, metanet sunması gereken bir insanın ağzından…

Yazık.

Çok yazık!!!

Cümlemizin kanını dondurdunuz!

Acıttınız, utandırdınız!

***

Hem siz nereden biliyordunuz o çocukların hayallerini???

Boş mu, dolu mu olduğunu nereden biliyordunuz?

Ya yaşama dair hayalleri kocamandıysa?..

Eşsiz, zincirsiz ve hudutsuzduysa?..

Aklınızın almayacağı, fikrinizin erişemeyeceği hayalleri vardıysa?..

 

***

Allah hepsini esirgesin elbet.

Ama, o genç kızların başları kapalı olsaydı…

Örtülü yani.

Tesettürlü…

Yine bir başka şehre gitmiş olsalardı “Adam olmak için…”

Şöyle burslu filan!

Doğum günü için değil de, ne bileyim, bir türbe ziyaretine gidiyor olsalardı.

Bir “Sohbet toplantısına mesela…”

Falanca cemaatin gecesine ya da…

Arabayı kendileri gibi üniversite öğrencisi bir arkadaşları değilde, bir “badem” kullanıyor olsaydı…

Yine bu kadar zalim olur muydunuz?

O çocukların bedeni soğumadan…

Çıkıp yine böyle laflar eder miydiniz?

………???

Yorumlar

  1. Ferdan Ünekalp diyor ki:

    O zaman hayallerinin kutsallığından bahsederlerdi… İnsanların değer yargılarına böylelerinin karar vermesi, yön vermesi ve çok insanın da bu yönlendirmeleri doğru sanıp kabullenmesi ne acı…

  2. Erdal Altun diyor ki:

    Sayın Cankılıç; ben 4 yıl İmam Hatip Lisesinde matematik öğretmenliği yaptım.
    Ben o okulda eğitim gören öğrencilerimde;
    Sevgisizliği gördüm,
    Hayata ve yaşama karşı boş boş bakışları gördüm,
    Yüzü gülmeyen, gözleri ışıl ışıl parlamayan insanları gördüm,
    Göz çukurları içeriye doğru çökük, yüz ten renkleri solmuş gençleri gördüm,
    Sorgulamayan, bilimi ve bilimsel yaklaşıma karşı çıkışı gördüm,
    Fizik, Kimya ve Biyoloji öğretmenlerinin bilimsel gerçekleri anlatmadakı zorluklarını hatta bazı öğretmenlerin ağladıklarını gördüm,
    Bolivya’nın özgürlük hareketini anlatan, yazarını şimdi hatırlamadığım ”Özğürlüğün Bedeli” isimli bir perdelik tiyatro kitabını çeketimin cepinde görerek bütün okulu üzerime saldırmak için fetva veren öğretmenleri gördüm,
    Yalanın en kralını, yalancının hasını gördüm,
    Kendi gibi düşünmeyenlere karşı kurulan tuzakları gördüm,
    Bu hayata dair olumsuzlukları daha fazlasını yazmak istemiyorum.
    Yazınızda ki kişi bu eğitimin ürünü birisi. Şimdi daha iyi, daha sosyolojik yaklaşımlı, daha teknoloji kullanabilen imamlar yetişiyor.
    Yorumu mu daha fazla uzatmadan Atatürk; ”Ben kurtuluş hareketini köyde ki imam ve öğretmenle başardım” diyor. Eskiden namazdan sonra yapılan dualarda ”Atatürk ve silah arkadaşlarına” da dua edilirdi. Son 10-15 yıldır bu dua metnini de kaldırdılar. Neden? Acaba artık vatanıda mı, sevmiyorlar.
    Saygılarımla;

  3. cengiz akar diyor ki:

    Her kim yaptıysa kabul edilecek bir konu değil .bunun bir din görevlisi olması tatbiki daha çok ses getiriyor.Bu gibi olaylarda insanları teskin etmesi lazım gelirken yapılan densizlik kabul edilir gibi değil.Allah tan rahmet,acılı ailenin acılarını paylarıyorum

  4. Mehmet Mercan diyor ki:

    Bir parça vicdan taşıyan hiç bir kulun onaylamayacağı bu imamın söylemi son derece yanlıştır, ve tehlikelidir. Ve fakat bu fevri çıkışı tüm imam, imam hatip, ve o camiaya maletmek imamın söyleminden çok daha tehlikelidir. “ötekileştirme” gayreti içeren yorumlarla hem son derece yanlış tesbitler yapılmakta, hem de tehlikeli bir kıvılcımın ateşi fitillenmeye çalışılmaktadır. Aman ha dikkat…

  5. Ferdan Ünekalp diyor ki:

    Sayın Mercan, söylenenler zaten yapılmakta olan ”ötekileştirmeye” bir tepkidir. Hertaraf ”bizden olsun yeter” denilen çoğu yeteneksiz, ”işi” bilmez adamlarla doldurulmadı mı? Başbakan’ın ağzından hiç ”onlar” ayrıştırmasını duymadınız mı? Cumhuriyet kazanımlarının yok edilme, unutturulma çabalarının farkında değil misiniz? Türk Bayrağı taşıyan gençlerin kıyasıya dövüldüğü, Atatürk rozetiyle meclise girmenin engellendiği, milli bayramların kutlanmasının engellendiği ve gerçek ötekileştirmenin yapılmakta olduğu bugünün Türkiye’sinde siz hangi “ötekileştirme gayretindeki yorumlardan” bahsediyorsunuz? Yoksa yapılmakta olan ”ötekileştirmeyi” engeleyici yorumlar yapmayın demek istediniz de biz mi yanlış anladık?

  6. Ebru Dumlupınar diyor ki:

    Kötünün sözlük anlamına bu adamın adını yazsalar yeri…