Havadis16.com - 21 Kasım 2017, Salı

Maalesef ekonomi önceliğini kaybetti

18 Nisan 2014
Maalesef ekonomi önceliğini kaybetti için yorumlar kapalı
Maalesef ekonomi önceliğini kaybetti

 

Dünya Odalar Birliği Onursal Başkanı Rona Yırcalı, “Maalesef ülkemizin birçok ekonomik konuları olduğu gibi bugün, son bir seneden beri ekonominin gündemimizdeki önceliğini kaybettiğini, benim kanaatime göre belki genel seçimin yapılacağı haziran 2015’e kadar da bu tip konuların ele alınmayacağı düşüncesindeyim” dedi.

Bursa Sanayicileri ve İş Adamları Derneği (BUSİAD) ve Türkiye Kalite Derneği (KalDer) Bursa Şubesi tarafından 12’ncisi düzenlenen “Kalite ve Başarı Sempozyumu” açılış töreniyle başladı.

Rona Yırcalı, sempozyumda “Yolculuk nereye?” başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, yapılan işlerin kalitesinin çok önemli olduğunu ancak sürdürülebilirlik özelliğinin daha çok önem arz ettiğini vurguladı. Ekonomide büyüme rakamlarının önemine dikkati çeken Yırcalı, şunları kaydetti:

“Eskiden biz önemli büyümeler gördük ama bunun artık imkanı olmadığını biliyoruz. Şunu da biliyoruz ki; ülkemizin nüfusu, nüfusumuzun genç olması gibi faktörlerden dolayı yüzde 7’nin altında bir büyüme bizi yoruyor. Niye yoruyor? Her sene 750 bin gencimiz iş sahasına giriyor. Üniversiteyi, askerliği bitiriyor, okuyamıyor, evleniyor, başka bir şehre gidiyor. Bugün yapılan hesaplara göre, yeni iş piyasasına giren her bir gence iş bulabilmek için devletin ortalama 50 bin dolar civarında yatırım yapması lazım. Bunu 750 bin için düşünürseniz, 40 milyar gibi her sene yatırım yapılması lazım ki 2009’daki krizden işini kaybedenleri filan bir tarafa koyun, her sene hiçbir kriz olmadığını düşünürsek ki pek öyle olmuyor, bu insanlara bizim iş bulmamız lazım ve bu yüzde 7’nin altında da olursa, bunun son derece zor olduğunu görüyoruz.”

İşsizlik rakamlarının, uzun zamandan beri ilk kez yüzde 10’un üzerine çıktığını belirten Yırcalı, geçmiş yıllarda büyük metropollerde 4 gençten birinin işsiz olduğunun düşünüldüğünü, bugün üç gençten birinin işsiz olduğunun söylendiğini ifade etti.

Yırcalı, böyle bir şeyin devam etmesinin imkansız olduğunu, batı ülkelerinde böyle bir tablonun yürütülemeyeceğini ifade ederek, şöyle konuştu:

“Biz pederşahi aileler olduğumuz, manevi bağlar için, ağabeylere ses çıkarmamak, bizi idare edenlerin söylediklerini kabul etmek gibi asırlardır gelen bir akıştan dolayı biz bunu bir yerde kabulleniyoruz. Ama bu artık bir ekonomik mesele değil, bu bir sosyal, siyasi mesele haline geldi. 7’nin altında büyümenin buna hizmeti olmadığını düşünürsek, 2,5’ları filan değerlendirirseniz, bunun neresinden çıkılacağı, nasıl olacağı üzerinde benim çok endişelerim var. Ama maalesef ülkemizin birçok ekonomik konuları olduğu gibi bugün, son bir seneden beri ekonominin gündemimizdeki önceliğini kaybettiğini, benim kanaatime göre belki genel seçimin yapılacağı haziran 2015’e kadar da bu tip konuların ele alınmayacağı düşüncesindeyim. Bir buçuk seneden bahsediyoruz. Bugün acil hale gelmiş bir meseleyi, bunun gibi meseleleri, gerektiği gibi ele alamayacaksak, nasıl olacağı üzerindeki endişemi tekrar etmek istiyorum.”

– “Sadece insana odaklı bakmak yanlış”

Bankacı Akın Öngör de Türkiye’de insanların genel olarak “hiyerarşik bir yapı” çocukları olduğunu ifade ederek, “Toplumdan bahsederken, tek adam idaresine alışmış, hiyerarşik olarak onun altına oluşmuş bir toplumdan bahsediyoruz. Sadece cumhuriyetimizde değil, Osmanlı’dan beri. Bugün devam ediyor mu? Hiç kesintisiz olarak devam ediyor” dedi.

Öngör, büyük bir transformasyondan geçerken önderlik ettiği, genel müdürlüğünü yaptığı kurumda da aynı böyle bir yapı olduğunu belirterek, “Biz bunu değiştirdiğimiz için çok büyük bir aşama yaptık. Türkiye’nin orta ölçekli, köhnemiş, teknolojisi gittikçe sönmekte olan bir bankasından 1997 yılında Financial Times tarafından en saygın kuruluş, 1998 yılında dünyanın en iyi bankası seçilen, bugün de çok başarılı bir banka haline getirebildik. Bunun temelinde değerler, algılamalar vardır. Katılımı sağlamamız lazım” şeklinde konuştu.

Genelde “Her şey insan mutluluğu içindir” denildiğini belirten Öngör, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Biz Türkiye’yi 153 çeşit memeli hayvan, 456 çeşit kuş, 10 bin çeşit bitkiyle paylaşıyoruz. Diyeceksiniz ki; ‘ya buraya geldik, demokrasi’ diyoruz, bitkiden niye bahsediyorsunuz? Hepinizin sağlığı o bitkilere bağlı ilaçlar o bitkilerden çıkıyor. 10 bin bitkinin 3 bini endemik, sadece Türkiye’de var. 125 çeşit sürüngenle, 364 çeşit kelebekle, 405 çeşit balık ve deniz canlısıyla paylaşıyoruz. Biz sadece insanların mutluluğuna bakamayız. İnsanlar doğayı yok ederek hareket edemez. Diyoruz ki; bir ülkenin veya toplumun, doğal kapasitesinin yarattığı kaynaklar var. Tarımsal kaynaklar, hava veriyor, biz onları tüketiyoruz. Buna ‘ayak izi’ diyoruz. Bıraktığımız ayak izi, kullandığımız kaynaklar, bizim Türkiye’de doğamızın yarattığı kaynakların yüzde 50 üstünde. Tartışırken, yaşamda kalite konuşurken, sadece insana odaklı bakmak yanlış ve eksiktir. Doğaya bakacağız.”

– “Şampiyon olanın elini bile sıkmaktan aciz kalıyoruz”

Öngör, eski bir basketbolcu olduğuna da değinerek, şu ifadeleri kullandı:

“Hiçbir dönem Türkiye’de sporun bu kadar ayaklar altına alındığı ve bu kadar kamplaşmalara yol açtığı, çirkinliklerle dolu olduğu bir dönemi hatırlamıyorum. Bu acaba toplumdaki gelen sertleşmelerin yansıması mıdır? Yoksa sadece fanatik bakışların ucunda mıdır? Buna bakmamız lazım. Çok kötü jestler yapan futbolculardan tutun, en güzide sporlardan basketbol maçında, maç yarıda kalıyor, seyircilerin müdahalesinden, kadınlar basketbol maçına madde atılmasından tutun, bu toplum birbiriyle barışık, karşı grupları bile tolere ederek bitiremiyor. Şampiyon olanın elini bile sıkmaktan aciz kalıyoruz. Biz bireyleri, çocuklarımızı nasıl yetiştiriyoruz? Bunu sorgulamamız lazım.”

Sempozyumun açılış törenine, Bursa Vali Yardımcısı Vedat Müftüoğlu, BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Günal Baylan, Nilüfer Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, KalDer Başkanı Hamdi Doğan da katıldı.
Muhabir: Haluk Yüksel
Yayınlayan: Doğan Sarıtaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.