Havadis16.com - 18 Kasım 2017, Cumartesi

MHP mitingi, gerçekler ve saptıranlar!!!

26 Mart 2013
992 kez okundu

Önce madde madde mitingi değerlendirelim.

Evet, cumartesi günkü miting, MHP’nin bu güne kadar yaptığı en geniş katılımlı mitingdi, o kesin.

Emniyet’in verdiği rakamlar, yaklaşık 50 bin kişinin katıldığı yönünde.

Ki, önemli bir rakam.

Kaldı ki, 45 bin de önemli, 40 bin de…

Bu açıdan bakıldığında, başarı…

Mitingde verilen mesaj açısından bakıldığında ise tartışmaya fevkalade açık!

En azından benim için bu böyle.

Dileyen aksini iddia etsin.

Nasıl istiyorsa öyle düşünsün, nereden gelirse gelsin, ne şiddeti, ne de şiddet çağrısını hoş görecek halim yok!

Vatan sevgimi, birilerinin hatalı kantarında test ettirmeye ise hiç niyetim yok.

Bu konuya, haber sitemizin güzide yazarı Selçuk Türkoğlu’nun son yazısına yanıt verirken tekrar değineceğim için şimdilik kısa keseyim.

Mitinge şehir dışından katılmak isteyen insanların engellenmesi ise demokrasi açısından büyük hezimet!

Diyarbakır’daki katılımcılara gösterilen hoşgörünün aynısı, Bursa’daki MHP mitingi için de geçerli olmalıydı.

İzmir’den, gelen otobüslerin yollarda durdurulması, İstanbul’dan gelenlere feribot seferlerinde sıkıntı yaşatılması…

Yani bir şekilde mitinge katılımın engellenmeye çalışılmasının kabul edilebilecek hiçbir yanı yok.

İler tutar yanı olmayan demokratik bir hak ihlali!

 ***

 Dedikten sonra, geldik Selçuk Türkoğlu’nun akıllara zarar son yazısına…

Kendisini uzun yıllardır tanımasam, birlikte bir çok sosyal yaranın, haksızlığın, hukuksuzluğun ve antidemokratik işleyişin üzerine gitmişliğimiz olmasa, Selçuk Bey’in bize açıktan garezi olduğunu düşüneceğim!

Yazdıklarımızı kasti faul gereği evriltiyor diyeceğim!

Hiçbir şekilde savunmadığımız düşünceleri Cennet ve bana rahatlıkla mal ediyor oluşunu ve üzerine sanki gerçekmiş gibi kallavi yorumlar yapmasını art niyet boyutunda ele alacağım!

Kendisini tanıdığım için alamıyorum.

Yoksa artık alsam mı?

Bilemiyorum…

Yine kendisini tanımasam…

Son derece iyi bir eğitimci olduğunu bilmesem, zekasına, algısına güvenmesem…

Selçuk Bey bu aralar okuduğunu anlamıyor diycem.

E serde dostluk olup, hakikati bilince, onu da diyemiyorum.

En iyisi son yazısının üzerinden sırayla gidelim.

Türkoğlu demiş ki,

“Bölünme ve ihanet sürecinde biz gafillerin (!) göremediği sürecin mübarek taraflarını göstermek adına defalarca yazılar yazan başyazarlarımız, iş MHP mitingine gelince o hoşgörülü barışçı dillerini bir anda kaybedivermişler.”

İNSAF…

Hiç değilse bir nebzecik İNSAF…

Barışçı dili kaybetmek ve biz???

Yahu şu ülkede barışı istediğimiz için, savaşa, şiddete karşı olduğumuz için, kimse kimseyi, vurmasın, öldürmesin dediğimiz için her gün birilerinin ağır eleştirilerine muhatap oluyorken…

Haksızlığın daniskasını yaşıyorken…

Hatta hakarete uğruyorken…

Kim hangi barış dilini kaybetmiş?

Geriye dönük tekrar tekrar okuyun Selçuk Bey…

Ama bu kez art niyetsiz ve mümkünse daha dikkatlice…

Değil buradakiler, tüm zamanlarda yazdığım binlerce yazıya bakın.

Ve tek bir tanesinde dahi barış dilini terk ettiğime, hoşgörü yerine başka bir şey empoze ettiğime şahit olursanız şayet…

Yani köşenizden yaptığınız haksızlığı ispatlarsanız eğer…

Kendi adıma size söz:

Bir daha ömrüm boyunca elime kalem almayacağım!

Ve fakat, ispatlayamazsanız…

En azından, bize ait olmayan şeyleri bize mal ederek, açıktan hedef  gösterdiğiniz köşenizde bir kuplecik olsun bu duruma, yani hakikate yer verin.

 ***

Geldik, bir başka iftiradan ifadenize…

“Günlerce devlete, millete savaş ilan eden bebek katilinin tehditleri duyulmamış.

‘Parçalanmaya müsaade etmeyeceğiz. Gün gelince ölürüz de, vururuz da’ sözleri bir anda kulaklarını tırmalamış sayın yazarlarımızın.

Olmadı arkadaşlar. Bu tavır tarafsız, şeffaf bir tavır değil.

Burada derinlerde başka bir acının yansıması var gibi.

Bir de sormadan edemeyeceğim, Sayın Başbakan’ın adım adım, yani kendi deyimiyle hazmettire hazmettire bölünme sürecine bu denli müsamahakar davranırken, MHP mitinginin midelerinizde yarattığı hazımsızlığı anlamakta güçlük çekiyorum.

Diyarbakır’da içeriden dışarıdan oynanan bölücü ayaklanmayı masum görürken, üniter devlet çağrısı, bölünmeyecek vatan ve Türk kimliği vurgusu neden nazarınızda suçlu?”

Pes yani!

Gerçekten pes!!!

Bu artık nasıl duygu haliyse, işi Freudyen bir yaklaşımla bilinçaltımızı çözümlemeye (!) kadar vardırmanızı, hayretler içerisinde bir yana bırakıp direkt konuya geliyorum.

MHP mitingi midelerimizde hazımsızlık falan yaratmış değil.

Bu nasıl zorlama bir yorum?

Cennet’i tenzih edip kendimden örnek verecek olursam, 12 yıl boyunca düzenli ve sistematik bir şekilde kapı gibi AKP karşıtı olmuş benim için bunu yazarken, çok kısa bir an için bile olsa mütereddüt olmanızı umuyorum.

Aksi halde büyük vebal!

 ***

Gelelim beterin beterine…

Hangi hakla…

Büyük bir merakla soruyorum, gerçekten hangi hakla üniter devlet çağrısının nazarımızda suçlu olduğunu iddia edecek raddeye gelebildiniz?

Size bu hakkı kim verdi?

Ve siz bunu neye dayanarak kullandınız?

Hangi gün, nerede, ne zaman üniter yapıya karşı olduğumuza dair bir fikrimizi duydunuz?

Üniter yapı, vatan babanızın malı mı?

Ve onu korumak yalnızca sizin tekelinizde olan bir tutum mu?

Bu nasıl bir haksız itham?

Hangi yazımızdan, üniter yapı, bölünmeyecek vatan ve Türk kimliği vurgusunu suçlu kabul ettiğimiz gibi izan dışı bir fikir edindiniz de, bu iddiayı oturup bir de kaleme aldınız?

Az önce verdiğim sözü tekrar ediyorum.

Hatta açıktan çağrı yapıyorum.

Bu iddianızı kanıtlayacak tek bir satırımı çıkarın, sizden özür dileyeyim.

Ama çıkaramazsanız…

Siz dileyin!

Zira, bu son yazınızdaki ithamlar kabul edilebilecek tüm hudutları aşmış durumda.

 ***

Ve son söz:

Ben, biz barış diyoruz.

Yalnızca barış…

Bu vatanda, hep birlikte, ölmeden, öldürmeden yaşamak diyoruz.

Bu kadar!

Tamamı bu kadar!

Üniter yapı ve vatanın bölünmesi konusunda yaptığınız büyük haksızlığa gelince…

Unutmuş gibisiniz diye hatırlatmak isterim.

Sizdeki vaziyet nedir? Bilemiyorum ama, ben antiemperyalistim.

Irak’ın, Afganistan’ın işgali dahi aklımın sınırlarını delip geçmişken…

Şimdi, kendi vatanım, içinde çocuklarımın yaşadığı, üzerine binlerce hayalimin olduğu bu ülke söz konusu olduğunda mı, işgale bölünmeye göz yumacağım?

Afganistan’daki çocuklar canımı yakmışken, Irak’takilere kahrolmuşken…

Ölmeyip de yaşasın istediğim…

Yalnızca ve yalnızca yaşasın istediğim bu ülkenin çocuklarının vatanının bölünmesinden yana mı olacağım?

Hem de, Başbakan’ın hayallerine eşlik ederek???

Ve emperyallerin niyetlerine???

 ***

Yaptığınız haksızlığı ve dolayısıyla sizi Allah’a havale ettiğim şu noktada bir de not düşmüş olayım:

Havadis16’nın yayıncılık ilkelerini sorgulamış ve eleştirmişsiniz ya…

Bence bu konudaki tek bir örnek bile bunun böyle olmadığını ispat için kafidir.

Yazınızda ne var?

Haksızlık!

Hatta bu kez açıktan iftira!

Peki bu yazınız nerede yayınlandı Selçuk Bey?

…..???

Yorumlar

  1. RİÇ diyor ki:

    her lafa kulak asma

  2. serdar esen diyor ki:

    Kürtlerin lider dediği ve 30 yıldır PKK nın lideri olan Öcalan “Artık silahlar sussun, fikirler konuşsun” diyor ve birileri(MHP vb) hayır olmaz diyor. Bunun kabul edilecek hiçbr tarafı yok. Barış umudu bu kadar yaklaşmışken, bunu elinin tersiyle itmek, bu halka ihanettir.

  3. SUPHİ ASRAĞ diyor ki:

    Bu vatanda, hep birlikte, ölmeden, öldürmeden yaşamak diyoruz.BARIŞA ŞANS VER DİYORUZ HEP BİRLİKTE.