Havadis16.com - 21 Eylül 2017, Perşembe

Mustafa Dündar Havadis16’ya konuştu: “2026’ya kadar göreve talibiz!”

7 Kasım 2013
Mustafa Dündar Havadis16’ya konuştu: “2026’ya kadar göreve talibiz!” için yorumlar kapalı
Mustafa Dündar Havadis16’ya konuştu: “2026’ya kadar göreve talibiz!”

Başkan Dündar hedefte Başbakan’ı da geçti:

“ Biz önümüze 30 yıllık bir vizyon koyduk. Hayalimizdeki Osmangazi’ye ulaşabilmemiz için en azından Bursa’nın fethinin 700. yılı olan 2026’ya kadar göreve talibiz.”

Bu durumda söze eyvah eyvah!

Diyerek mi başlamalı?

Zira Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’ın koltuğu kolay kolay bırakmaya niyeti yok. Asıl hedefi tam 30 yıl boyunca belediyeyi yönetmekti. Pazarlık falan derken 2026’ya kadar çekmeyi başardık. Daha da azına razı olmayınca orada bıraktık.

Aslında Mustafa Dündar gerçekten mütevazı bir siyasetçi. Karakteri gereği havası, afrası, tafrası, mühim insan pozları yok.

Ancak iş belediye başkanlığındaki iddiasına gelince durum değişiyor.

Başbakan’ın yerinde olsa kendisinin tekrar aday göstereceğini söylüyor.

“Osmangazi’de yüzde 53 Mustafa Dündar markası var” diyor.

Buna rağmen adaylık açıklayan AK Partili rakiplerine ciddi ciddi bozuluyor. Ancak katiyen açık vermiyor.

 

***

* Kendi döneminizi olabilecek en objektif haliyle değerlendirseniz. Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar’ı başarılı buluyor musunuz?

Bende subjektif bir bakış yok, her şey objektif.  Belediye başkanlığı bir yerden öğrenilip gelinen bir meslek değil. Belli süreçlerden sonra parti aday gösterir, vatandaş seçer. Ondan sonra başkan olursunuz. Ondan sonraki süreçte kişinin kendi becerisi,  diyaloğu, ilişkileri onu başarılı veya başarısız yapar.

* Öncesinde hukukçu kimliğiniz… Ardından milletvekilliği… Onun da ardından kocaman bir ilçe ve siz burayı yöneteceksiniz. İlk anda ne hissediyor insan?

Şimdi yönetim deyince kişi hemen şunu düşünür: En uç memura kadar yaptığı işe karışmak! Onu yaptığın zaman zaten sıkıntıya girersin. Burada önemli olan bir anlayış, bir düşünce ortaya koyabilmektir. Mesela ben göreve geldikten sonra personele dedim ki,  “burada şunun bunun adamı,  geçmiş dönem başkanının adamı ya da Mustafa Dündar’ın adamı yok. Burada herkes Osmangazi’nin adamı. Yani herkes Osmangazi Belediyesi için çalışıyor. Biz seçildik, göreve geldik 800 bin nüfuslu Osmangazi’de belediye başkanlığı yapıyoruz, herkese hizmet edeceğiz.” Bu yaklaşımımı hala bir çok memur arkadaşım çok güzel bir olay olarak hatırlatır.

* O vakit Mustafa Dündar, personeline eziyet etmeyen, partizanlık yapmayan bir belediye başkanı?

Zaten kurumsal bir yapı var. Tabi belli uygulamalarda, belli projelerin uygulanmasında kişiliğiniz de yansımış oluyor. Belli bir zaman sonra o kişilik diğer arkadaşlara da yansımış oluyor. Yani şimdi biz iyi bir şey yapmak isteriz, kaliteli bir şey yapmak isteriz. Kaliteli bir şey yaparken,  projeler üretilirken mecburen oradaki başkan yardımcısından müdürüne kadar, çalışan memuruna kadar onlar da o kaliteye yönelir. Ama bu bir süreç işidir, anında olabilecek işler değildir. Bir sistem içerisine girip de, bir kişinin gelmesiyle o sistemi anında değiştiririm hissine kapılıyorsan ve onun da mücadelesine giriyorsan çok büyük yanlış olur, sıkıntı olur. Bizler öyle bakmadık. Dedik ki, herkes işine baksın. Müdahale edilmesi gereken yerler varsa müdahale ederiz. Ama belediyeler siyasi kurumlar, siyasi kurumlar oldukları için de çalışan kişilerin çoğu, “seçim geliyor, ben seçime göre işi yavaşlatayım, çalışmayayım, yeni başkan geldikten sonra bir talimat verirse yapayım” diyor. Bunlar yanlış. Şimdi seçime giriyoruz, ben diyorum ki arkadaşlara, “Ben 30 Mart 2014’e kadar buranın başkanıyım. Başkan adayı deyip de seçim şeylerine girmeyelim. O tarihe kadar, bizi aday yaparlar veya yapmazlar, bu işi yürüteceğiz.

* Yeni döneme dair endişeleriniz yok mu? Ya aday gösterilmezsem diye aklınıza taktığınız olmuyor mu hiç?

O kadar da etkilenmiyorum. Bende öyle bir rahatlık var kişilik olarak. Bir iddia vardır, tavır ortaya koyarız. Ama duygusallığa kapılıp da biz onun peşinde sürüklenirsek o zaman kendimize de zarar veririz, kurumada zarar veririz. O yüzden diyoruz ki, işimizin başındayız ve öncelikle işimizi yürüteceğiz. Bu süreç içerisinde belediyeyi tanımak, yeni projeler üretmek, seçim öncesi söylemiş olduklarımızı hayata geçirmek, nasıl bir yönetim anlayışı sergileyeceğimizi ortaya koymak… Tabi yürüyen kurumsal bir yapı var. Yürüyen bir sistem var, siz o sisteme dahil oluyorsunuz. Farklı da olsa tüm belediyelerde kurumsal bir işleyiş vardır. Buna belli zaman içerisinde yön verebilirsiniz. Bizim belediyemiz başarılı bir belediye. Türkiye’nin en büyük belediyesi. Kurumsal yapısını tamamlamış başarılı arkadaşlar var.

* Başarılı arkadaşlar var tamam da, Mustafa Dündar kendisini başarılı buluyor mu?

Başarılıyım. Kendimi başarılı buluyorum. Yani şu var: Ne dedim az önce? Dışardan geliyorsunuz bir kurumun başına. İlk defa orada tanışıyorsun herkesle. Tabi yardımcı olmak isteyen insanlar çok azdır. Seninle taşın altına elini koymak isteyenler çok azdır. “Başkan yapsın!” Der. Her tarafta öyledir.

* Eyvah eyvah! Çok fena bir başlangıç.

Samimi bir diyalogla herkesi bu işin içerisine dahil ederek bir aile oluyorsun.  Ben herkesi eşit görürüm. Odacısından, memuruna, işçisine kadar hepsiyle belli bir şeyimiz var. Bir bütünüz ve o ailenin bir parçasıyız. Güzel bir sistem oturdu ve bu sistem içerisinde belki daha idealini düşüneceğiz. Ama bir süreç vardır, Türkiye’nin ekonomik pozisyonu vardır, belediyelerin ekonomik pozisyon vardır. Gelmiş olduğu nokta vardır ve bundan sonraki süreçte hedeflemiş olduğu nokta vardır. Bu vatandaş için de geçerlidir. Vatandaşın 10 yıl önceki talebi farklıdır, bugünkü talebi farklıdır.

* Vatandaşın taleplerinde neler değişti?

Vatandaş hizmet olarak gittikçe daha fazlasını talep ediyor. Şimdi bir şey yapmışsan, yapılan şeyi başta eleştiriyor olumlu veya olumsuz. Orada bir yanlışı görüyor, “bunu böyle yaparsak daha iyi olur” diyor. Bu da bize bir katkı oluyor. Orada vatandaş yönetime katılmış oluyor. Biz bu dönem devamlı vatandaşın içindeyiz. Mahalleleri geziyoruz, özel proje olarak bunları biz yapıyoruz. Hizmet evinizde diye ayaklarına gidiyoruz. Sokakları geziyoruz tek tek. Oradaki sorunu bizler de birlikte yaşıyoruz. Birisi, “burada bu eksik, bunu yap” diyor. Birisi diyor ki, “ben bunu istedim yaptırdım” birisi, “ben bunu istedim yaptıramadım.” Her türlü durum söz konusu. Bazıları sorunları sıraya koymuştur, ufağından büyüğüne doğru gider. Bitirdikçe gelir talepte bulunur, bazen hepsini birden söyler.

* İllallah dediğiniz zamanlar oldu mu hiç?

Şimdi bu, işin vatandaşla diyalog kısmı. Biz tabi insanlarla görüşüyoruz.  Ama sadece randevuya gelen vatandaşla görüşmeye vakit ayırdığında en çok yoran odur. Gelen talepler olmayacak taleplerdir. İş talebidir mesela. Olmayacak derken, genel hizmetle ilgili çok azdır gelen talepler, onlar yorar tabi. Bir cevap veremiyorsun. Duygusallık girer işin içerisine, duygusal davranır seni etkiler. Ama araziye çıktığın zaman, vatandaşla arazide görüştüğün zaman sorun yaşanmaz. Yani oradaki talepler farklıdır. Vatandaşın direk karşısına çıkıyorsun, direk karşısına çıktığın zaman o anda bir şey yaşıyorsa onu söyler. Yoksa illallah dediğimiz bir durum olmamıştır bu güne kadar. Çünkü hizmet yapıyorsun vatandaşa ve vatandaş bi şekilde eleştiriyor ya da takdir ediyor. Yani onların isteklerine cevap vermiş oluyorsun güzellik burada.

* Tüm diğerlerinden ayrı tutup, iftihar ettiğiniz projeleriniz var mı? Biz çok hizmet yapıyoruz. Çok hizmet yaptığımız için bunlar birbirine karışıyor. Biz bu dönem Osmangazi Belediye tarihinin en’lerini yaptık. Yani en büyük hacimli projesini yaptık. En büyük bütçeli projesini yaptık. Bugüne kadar 3 trilyonun üzerinde iş yoktu. Biz 13 trilyonluk iş yaptık.

* Nedir onlar?

Mesela Çarşamba Pazar Park.  Bu, hem hacim olarak en büyük eser, hem bütçe olarak. Yine Akpınar Yaşam Merkezi… 6000 metrekarelik kapalı alanda 5 milyonluk bir iş… Demirtaş Yüzme Havuzu … Geçen dönem 5 tane havuz yapılmış 3 trilyon liraya. Biz bir tane havuz yaptık 5 trilyona mal oldu.

* Yani siz aslında önemli ve büyük projeler yapıyorsunuz da, hava atmasını mı bilmiyorsunuz?

Biz beş tane otopark dedik. 10’a çıkıyor. 5 tane otopark dediğin zaman çok bunlar ya… Hangi birini anlatacaksın? O büyük işi sıradan hale getiriyorsun. Yoksa bir tane yap, ha bire anlat.  Otoparklar Bursa’nın en önemli ihtiyacı. Modern şehirlerin en önemli ihtiyacı. Bundan sonraki kentsel dönüşümde yine en önemli konu otopark sorunudur. Ulaşım sorunudur. Bunlar gündeme gelecektir.

* Bu arada sizin yeriniz de dar.

Yerimiz dar, yerimiz yok, kıpırdayacak halimiz yok. Belediyenin, hazinenin yeri yok. Mesela şimdi kentsel dönüşüm yapacaksın, rezerv alana ihtiyacın var. 500 metrekare arsa bulduğunda diyorsun ki, oh be 500 metre kare yer bulduk. Antep’teki Şahinbey Belediye Başkanı arkadaşımız bizim. O da kentsel dönüşüm yapıyor. “Benim 3 milyon metre kare arsam var” diyor. Bizim sıkıntımız bu. İşte pazaryerleri… Yeni bir anlayış geldi. Geçen dönem bir pazaryeri vardı. Biz beş tane yaptık. Şimdi her mahalle bundan istiyor. Bizim yaptığımız işlerin hepsi ciddi işler, zor işler. Tarihi eserler de yine aynı… Bakırcılar, Ertaş… Şimdi Ulu cami Caddesi’ni yapıyoruz. Nilüfer Köylü Pazarı… Bir çok eserimiz var. Çok olunca bunları anlatmada sıkıntı çekiyorsunuz.

* Yetişmeyen, tamamlanamayan neler var?

Genelde seçilen kişiler işleri beşinci yılın sonuna göre yapıyor. O zaman da en çok beş yıllık bir iş oluyor. Yani düzgün bir yatırım olmuyor. Biz bu dönem bunu yıkmaya uğraştık. Ciddi bir yatırım olsun dedik. Yatırım yapılıyorsa uzun süre hizmet etsin. Yani beş sene sonra işe yaramaz hale gelmesin. Kamuya faydası olsun. Tabi bunlar riskli. İyi düşünmek gerekiyor. İyi araştırmak gerekiyor. Proje safhası uzun sürüyor. Mesela şimdi Panoramik Müze konuşuyoruz. Panoramik Müze dediğimiz olay Türkiye projesidir. Bursa projesi değil. Yalnızca kamulaştırma için 10 trilyona yakın ölü para yatırıyorsun. Bu kadar para ile çok daha farklı işler yaparsın ve bu farklı işlerle çok daha öne çıkarsın, gündemde olursun. Biz 8 trilyon küsur lira orayı kamulaştırmaya harcadık. Gömdük. Yer elde ettik. Göreve geldiğimiz günden itibaren Prof. Dr. Halil Kılıç, Metin Sözen gibi tarihçi kişilerle görüşüyoruz. Daha hala temel atamadık. Sanatçılarla anlaştık. Onlar resim kısmını yapıyorlar. Üniversite mimari çalışıyor. Bu ayın sonuna kadar temeli atacağız. Beş yılda projenin uygulamasına ancak geçilebildi. Ama bu Türkiye projesi. Turizm şehri Bursa diyoruz, tarih şehri Bursa diyoruz ama turist Bursa’ya gelmiyor.

* Turizm şehri olduğumuz yalnızca bir iddia!

Turist günübirlik Bursa’ya geliyor, gidiyor İstanbul’a. Buraya insanların gelip gezebileceği,  dünya turistik şehirleri neyse onu yapmamız gerekiyor. Şimdi işte pazar günleri Ulu Cami’ye çok insan gelir sabah namazına, Emir Sultan’a gider. Orada cami tarafında bir çorbacı bile yok.  Oranın altyapısı yok. Bir defa oranın altyapısı yapılmalı inanç turizm adına. Genel turizm adına da altyapısının yapılması gerekiyor. Bizim yaptığımız o eserle orası ikinci sur içi kabul edilen bölge. Oraya gelecek misafir, yerli yabancı turist otobüs otoparkında olacak. Bizim hayalimizdeki Bursa’da kentsel dönüşümü gerçekleştireceğimiz Bursa’da, tarih bölgesine yürüyüş aksıyla gezileceği, geçileceği tabi ki toplu taşıma araçlarının da olduğu Bursa’da, gelip oraya otobüsünü park eder, müzeyi gezer, ortada yürüyerek Kayhan, Uzun Çarşı, Kapalı Çarşı, Hisar’a gider. Belli noktalarda toplu taşıma araçlarına biner. Çekirge’ye kadar gidecek bir güzergahtır burası. Bu bölgeyi özellikle bizim böyle hayal etmemiz lazım, canlandırmamız lazım. Tabi ki yine kentsel dönüşümle şehrin diğer taraflarına yapılacak ulaşım yatırımları, şehrin kendini yenilemesi gerekiyor. Buna bir vizyon gerekiyor. Bütün olarak bakmak gerekiyor. Bunlar da beş senelik işler değil.

* Kaç senelik işler?

Biz 30 yıllık vizyon koyduk!

* 30 yıllık???

Şimdi biz de bazı hesaplamalar yaptık. Devlet Bahçeli’nin hesaplarına benzeyecek ama… 30 yıllık vizyon derken, 2023 vizyonu var Ak Parti’de. Hatta Genel Merkezimiz 2071’e geçti.

* Eyvahlar olsun! Sizin de vizyonunuz o kadar uzun mu?

Şimdi 30 yıl derken… Aslında çok tabi.

* Hakikaten çok.

30 yıl çok. Onu biraz daha biz aşağıya indirelim.

* En azından insaflı bir rakamda anlaşalım.

Ortalama bir şey söyleyelim. 2026 olsun. 2026 nedir?  Bursa’nın fethinin 700. yılı.

* Yani sizin hayalinizdeki projeleri tam anlamıyla hayata geçirebilmeniz için 2026 ya kadar görevde kalmanız gerekiyor?

Şimdi biz sağlam temeller attık Osmangazi’de.

* Sağlam temel tamam da, takıldım şimdi. 2026’ya kadar kaç dönem daha seçilmeniz gerekiyor?

Çok değil ya. Hedef koymak lazım

* Sizin hesabınıza göre Bursa’yı hep AK Parti yönetecek?

Ama halkın teveccühü bu. AK Parti çalışıyor çünkü. Biz otopark yapıyoruz, tarihi eserler restore ediyoruz. Pazar yerleri yapıyoruz. Ama asıl hedefimiz şehircilik yapmak.

* Onu ne zaman yapacaksınız?

Yapıyoruz. Bu 30 yıllık süre içerisinde.

* Hakikaten 30 yıla kitlendiniz!

Biz temellerini atıyoruz. Bu kentsel dönüşüm çalışmasında tabi bizim belediyenin

tecrübesi var. İşte Doğan Bey var. Kamberler var.

* Sizce Doğan Bey iyi bir örnek mi?

Onlar bizim işimiz değil. Onlar yapılmıştır, bitmiştir. İleriye dönük bakmak lazım. Biz bu master plan çerçevesinde Osmangazi’de iki farklı noktada kentsel dönüşüm çalışması başlattık. Bunun bir tanesi Soğanlı Mahallesi’nde, bir tanesi Demir Kapı’da. Tecrübemiz olduğu için emin adımlarla daha ufak ölçekli işlere giriyoruz. Kentsel dönüşüm, zihinleri dönüştürmekle olur. Bizler şu anda bu planları yaparken zihinlerde de bir değişim olduğunu görüyoruz.

* Nasıl bir değişim bu?

Mimarlara özgürlük getiriyoruz. Biraz hayalleri zorlayarak, kendi kültürümüzü ve günümüz mimarisini eski ile birlikte günümüz mimarisini ortaya çıkarmak… İşte bu, kentsel dönüşümün, zihinlerde dönüşümün ilk adımıdır. Bu hem mimarlara özgürlük, hem de şehrimize kendi kültürümüz ile birlikte bir perspektif çizmektir. Biz bunları yaparken kentsel dönüşüm diyoruz. Başbakanımız geldi, “Osmanlı, şehir mimarisi, Selçuklu mimarisi” dedi. Tabi o bir altyapı sunar. Bu altyapı içerisinde sen tarihi doku içerisinde yeşil Bursa’da kendi yaşam tarzına uygun bir mimari geliştirirsin.

* Çağdaş yaşam koşul ve taleplerini de göz önüne alarak?

Hepsini göze alarak. Tabi Osmanlı diye, direkt Osmanlı’yı şey yapacak halimiz yok. Bakın sizinle görüştüğümüz yer Cumhuriyet döneminin ilk eseri. Ne kadar güzel bir yapı. Ferah, yaşam kalitesi belli ki iyi burada. Toplumun talebi nedir, yaşam koşullarımız nedir? Bunları gözden geçirmek gerekiyor. Onun bir kültürü var, onun yaşama biçimi var, alışkanlıkları var, zevkleri var.  Sosyal ilişkilerini ona göre şekillendirmiş ve bunu yok etmek kentsel dönüşüm değil de bitirmek anlamında. Sosyal doku analizi dediğimiz budur.  Bunları bütün olarak böyle düşünüyoruz ve ufak noktalardan başlıyoruz. Biz başkalarının yaptığı gibi böyle hemen hayallerimizle ortaya çıkarak, biz şunu yaptık, biz bunu yaptık diye gürültü yapmıyoruz!

 

“ BURASI BABAMIZIN MÜLKÜ DEĞİL! ”

* Kendi partinizden rakipleriniz çıktıkça ne hissediyorsunuz?

İzliyorum sadece. Tabi burası bizim babamızın mülkü değil. Demokratik bir sistem var, bu demokratik sistem içerisinde herkes her tarafa talip olabilir. Biz de o gözle bakıyoruz bu işe. Ama biz iddialı olduğumuzu da söylüyoruz. Niye? “Biz bu işi biliyoruz, başarırız dedik, başardık.”  Bundan sonraki süreçte de hedefimiz var. Bursa’ya bir şeyler katacağız diyoruz. Bizim parti içerisinden bu kadar çok aday çıkması… Onu da tabi anlayamıyoruz! Kendi partinin başarılı bir başkan adayı var. Mesela diğer vilayetlerde bu kadar aday adayı yok. Bizim burada kendi içimizdeki bir durum. Sorun ya da sıkıntı demeyeyim de, kendi içimizdeki bir durum. Hakikaten sistemi sağlam zeminlere oturtmuşuz Osmangazi Belediyesi’nde. Çalışan bir sistem var, üreten bir sistem var. Bir sıkıntımız yok, borcumuz yok. Bir çekim cazibe merkezi. Borcumuz yok ama paramız da yok, iş yapıyoruz. Şimdi böyle bir durumda bundan sonraki süreçte iş yapmak daha kolay. Asıl bizim projelerimiz, 2014’ten sonra kendisini gösterecek.

* Başbakan’ın yerinde olsaydınız kendinizi aday gösterir miydiniz? Sonuçta sizde nihai kararı Başbakan veriyor. 

Aday gösterirdim tabi

* Adaylığınızı sağlama almak için kulis yapıyor musunuz?

Şimdi biz herkesle görüşüyoruz. Gerek Bursa’da gerek Ankara’da hepsi bizim arkadaşımız bize rakip olsun veya olmasın. Benim bu kulis çalışmalarına girmem yanlış. Ben belediye başkanıyım, eski bir milletvekiliyim. Ben 4,5 yıldır Osmangazi Belediyesi’nde çalışıyorum. 4,5 yıldır ilçe yönetimiyle, kadın kollarıyla ve gençlik kollarıyla mahalle başkanlarıyla çalışıyorum. Benim kadar gezen başka bir belediye başkanı yok, bunu iddialı söylüyorum. Her mahalleye, her sokağa girmişiz ve her girmiş olduğumuz sokakta, mahallede yanımda benim parti temsilcim vardır, mahalle başkanım vardır,  muhtarım vardır. Şimdi ben bu mahalle başkanına gidip “Ya arkadaş, ben geldim. Sen bana oy ver” demem yanlış olur.  Ankara’daki arkadaşlarımız da tanır, bilir bizi. Hepsiyle görüşürüz belli saygı çerçevesi içinde. Ama hiçbir zaman için birisinin aleyhinde, arkasından konuşmam. Bir yere geleceğim diye oradaki arkadaşı zayıf da görsem onun hakkında konuşmam, çalışmam. Bu benim kişiliğime aykırı bir şey. Kulis denilen şeyler bunlar oluyor. En son gördüğüm kadarıyla, temayül yoklamasında benim lehime döndüğünü gördüm. Yani böyle bir çalışma karşısında benimle beraber çalışan arkadaşım, beni aramıştır, “abi ben seninle birlikteyim” demiştir ve bunu sandıkta da göstermiştir.

“Yüzde 53 Mustafa Dündar markası var”

* Anket yaptırıyor musunuz?

Anket yaptırıyorum ve çok iyi çıkıyor. Yüzde 53 Mustafa Dündar markası var. AK Parti ve Mustafa Dündar… Genel Merkez de anket yaptırıyor tabi. Değişik dönemlerde değişik firmalarla anket yapılıyor. Vatandaş bizi biliyor, tanıyor. Bizim boş işlere para harcamadığımızı, boş işlere vakit harcamadığımızı görüyor. Tabi bunu anlamak zaman gerektiriyor. Biz inanmıyorsak, içimize sinmiyorsa onu yapmayız. İsterse bizim aleyhimize olsun. Yani şimdi Mustafa Dündar öne çıksın diye ben bu milletin kaynağını oraya kullanamam. Neyse doğru, onu kullanırım.

“Çocuklarım başkan çocuğu olduğunu söylemez”

* Aileniz nasıl bakıyor bir dönem daha aday olmanıza? Yine mi yoğun yıllar diye sitem oluyor mu?

Bu sıkıntıyı yaşıyoruz. Bir de, ben neysem ailemde de aynı mütevazı  yapı vardır. Sıfat kullanmayı sevmeyiz. Tabi bir şekilde önde oluyorsun, görülüyorsun ama çocuklar da bundan rahatsız oluyor. Bizim çocuklarımız okulda falan başkan çocuğu olduklarını söylemezler. O gözle bakılınca çocuklarım rahatsız olurlar.

* Genellikle bu forsu kullanan çok olur.

Kesinlikle hayır. Aksine rahatsız olurlar. Birlikte çarşıya çıktığımız zaman zor oluyor. İnsanlar bir şekilde tanıyor. O zaman da çocuk bundan sıkıntı duyuyor. Ama ne yapalım? Bu millete hizmet için her şeye katlanacağız. Sonuç olarak ailemden kesinlikle destek var.

“ Bizim parti içerisinden bu kadar çok aday çıkması… O nu da tabi anlayamıyoruz! Kendi partinin başarılı bir başkan adayı var. Mesela diğer vilayetlerde bu kadar aday adayı yok. Bizim burada kendi içimizdeki bir durum. Sorun ya da sıkıntı demeyeyim de, kendi içimizdeki bir durum. “

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.