Havadis16.com - 18 Aralık 2017, Pazartesi

NİLÜFER’DE ŞİİR DOLU GECE

22 Mart 2016
NİLÜFER’DE ŞİİR DOLU GECE için yorumlar kapalı
NİLÜFER’DE ŞİİR DOLU GECE

21 Mart Dünya Şiir Günü kapsamında Nilüfer Belediyesi ile BUYAZ tarafından düzenlenen etkinlikte şiir tutkunları bir araya geldi. Etkinliğe onur konuğu olarak katılan Şair Aydın Şimşek’e BUYAZ Şiir Onur Ödülü verildi. Nilüfer Belediyesi katkılarıyla Bursa Yazın ve Sanat Derneği (BUYAZ) tarafından 21 Mart Dünya Şiir Günü etkinliği düzenlendi. Nazım Hikmet Kültürevi’nde gerçekleşen etkinliğe Nilüfer Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü ve BUYAZ Başkanı Güney Özkılınç, Nilüfer Kent Konseyi Başkanı Fehmi Enginalp, çok sayıda şair ile şiir tutkunu katıldı. Etkinlikte, şiirleri ve yazıları farklı dillere çevrilmiş usta Şair Aydın Şimşek de onur konuğu olarak yer aldı.

BUYAZ Başkanı Güney Özkılınç’ın açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikte, çok sayıda şair, kendi şiirlerini okudu. Etkinliğe onur konuğu olarak katılan Aydın Şimşek, Süreyya Akçay ile Yusuf Yağdıran’ın sorularını yanıtlayarak, şiirleri üzerine paylaşımlarda bulundu.

Adalet ve vicdanın yoksun olduğu bir dili ölü dil olarak nitelendiren Ayın Şimşek, “Bir dille felsefe, sanat, matematik, adalet, hukuk yapılamıyorsa, o dil ölü olarak kabul ediliyor. Türkçeyle hukuk, felsefe yapamıyorsunuz. Sadece sanat yapabiliyorsunuz. Bu kavramlar da ele geçirildiğinde, bizim dilimiz de ölü dil olacaktır. Yazan kişi, dünyaya dilin içinden bakan kişidir. Her yazarın kendi penceresinden dışarıya yansıttığı bir dil vardır. Yıllardır sadece dile inanan bir insan oldum. İdeoloji ve çatışma kültürü edinmemiş herkesin gericileşeceğine inanırım. Dil, ilk olarak size ideolojinizle çatışma kültürü vermelidir. Dil bunu vermiyorsa bu dilin içinden sanat, felsefe, matematik üretemezsiniz. Dil, bir merkezi temsil ediyorsa, bu merkezin temel noktalarından bir tanesi adalet, vicdan ve kardeşlik duygusudur” dedi.

“Türkçe duygu dili”

Türkçeyi diğer dillerden ayıran en önemli özelliklerden birinin duygu dili olduğunu belirten Şimşek, “Duygu dolu bir toplumuz. Dilimizin duygu dolu yapısı onu hem çok korunaklı hem de kırılgan yapıyor. O nedenle edebiyat, sanat cinsinden bir cümle kurulacaksa, mutlaka onun içine kırılganlığını azaltacak veya çoğaltacak adalet, vicdan, eşitlik gibi kavramları da katmak zorundayız. Bir sanat ürününden asgari oranda haz alabilmek ve o sanat ürününün oluşturduğu disiplinlere yaklaşabilmek için asgari oranda sanat bilgisine sahip olmak gerektiğine vurgu yapıyorum. Yakın zamanda Türk edebiyatının ayrıştığını düşünüyorum. Türk şiiri ve edebiyatını iki tipoloji temsil ediyor. Biri okur ve yazar olanlar, diğeri de okumaz ve yazar olanlar. Bu iki temsilin ağır basanı okumaz yazarlardır. Türk edebiyatını domine ediyorlar. Nicelik olarak okuma sayısı artarken, nitelik olarak dağılma yaşadığımız kesin” şeklinde konuştu.

Her dönem yüzlerce insanın yazmaya başladığını ancak bir iki kişinin edebiyat tarihine kaldığını ifade eden Şimşek, “Bu trajik bir olaydır. Şiiri, öyküyü kendimiz için indirgeyerek yazacağız. O nedenle bizim bireysel olarak yaptığımız her şey toplumsallaşacaktır. Toplumsallaşma noktasına gelindiğinde sizin şiirlerinizin değeri ortaya çıkacaktır. O nedenle şiirde, vicdan, adalet olmazsa olmazdır. Şiir dediğiniz şey sadece ayrılıklar topluluğu, gözyaşı terimciliği ya da kırgın romantikler değildir” dedi.

Söyleşinin ardından BUYAZ Başkanı Güney Özkılınç, şairlere teşekkür belgesi verdi. Özkılınç, Aydın Şimşek’e de BUYAZ Şiir Onur Ödülü verdi.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.