Havadis16.com - 24 Kasım 2017, Cuma

Popüler kültüre kurban edilişimiz!

19 Mart 2013
187 kez okundu
Popüler kültüre kurban edilişimiz! için yorumlar kapalı

Erdal Atabek, Cumhuriyet Gazetesindeki yazısında, popüler kültürün insanı nasıl bir ıspanak haline getirdiğini, konunun şahikasındaki isimlerden yaptığı alıntılarla ele almış.

Daha okur okumaz sizlerle paylaşmak istedim.

Atabek’in yazısını okuyanlar için tekrar olacaktır.

Lakin, öyle bile olsa üzerinden ikinci kez geçmeye değer.

***

Atabek konuya, popüler kültürün ne menem bir şey olduğunu anlatarak girmiş.

Ardından da, Amerikalı sosyolog Herbert Gans’ın, Yapı Kredi yayınlarından çıkan, “Popüler Kültür ve Yüksek Kültür” isimli kitabında yer alan tartışmalardan alıntılar yapmış. (Bu arada, kitaba ivedilikle ulaşmak farz olmuştur.)

Aktarıyorum:

Popüler kültüre yönelik eleştiriler iki noktada toplanıyor:

Birincisi, toplumun bütünündeki beğeni düzeyini düşürmesi, kitle medyasının insanları uyuşturabilmesi, atomize etmesi, dolayısıyla kitle ikna tekniklerine açık kılması, bunun da becerikli demagoglar elinde demokrasiyi yürürlükten kaldırabileceği… (Ne hazindir ki, toplum olarak yaşadığımız tam da bu! Uyuşturulduk ve kandırıldık!!!)

Bernard Rosenberg, işin kötüsü diyor, kitle kültürü yalnızca beğenilerimizi güdükleştirmekle kalmıyor, duyularımızı küntleştiriyor, bu yolla da totaliterciliğin yolunu açıyor.” (Alın size, içinde bulunduğumuz bir başka gerçek… Yeteri kadar uyuştuğumuza hükmettiklerinde, totaliterliğin yolu ardına kadar açıldı!)

Herbert Marcuse şu saptamayı yapıyor: Çağdaş teknolojinin topyekun tek elden denetleniyor oluşu yeni bir topluma yol açmıştır.

Bu toplumdaki popüler kültür, bir yandan insanları daha rahat, yaşamlarından daha memnun kılarken, bir yandan da aslında şeytani kötülükte olan, yoksulluğa göz yuman, masum köylülere emperyalistçe savaş açan, ancak etkisiz kaldıkları sürece içerideki aykırı sese izin veren bu toplumsal sisteme karşı çıkma özgürlüklerini insanların elinden almıştır.”

 ***

 Ve Atabek ardından  soruyor:

“Dikkatle okuyunca bugünün Türkiye’sini görmüyor musunuz?

Medyanın insanları uyuşturması…

Duyularımızın küntleşmesi…

Totaliter sisteme gitme çabaları…

Gündelik eğlenceyle avunma…

Kendinden başkasından sorumluluk duymama…

Toplumsal eşitsizlikleri kabul etme…

Toplumsal haksızlıkları görmezden gelme…

İşte, aydınlanma kültüründen uzaklaşmanın sonuçları bunlardır.

Aydınlanma kültürü, bir avuç elitin kültürü değildir.

Aydınlanma kültürü, yetkin bireyin, örgütlü toplumun kültürüdür.

Ve şimdi toplumdan bu kültür kaldırılmaya uğraşılıyor.

Topluma dayanan yeni kültür itaat kültürüdür.

Bu yolla doğruca totaliter sisteme gitme kültürüdür.

İnsanlar bunu mu istiyor?

Güvensiz bırakılan insan bunu isteyebilir.

Sindirilen insan bunu isteyebilir.

İnancıyla korkutulan insan bunu isteyebilir.

Kandırılan insan bunu isteyebilir.

Amma?..

Kendi iradesinin sahibi olan insan bunu isteyemez.

Bağımsızlığı bilen bunu isteyemez.

Aydınlanma kültürüne sahip insan bunu isteyemez.

Bilinçli insan bunu isteyemez.

Silkinir.

Ayağa kalkar.

Ve geleceğini kurar.”

 ***

 Yazıyı kim bilir kaç kere okudum.

Her seferinde aynı kahredişle…

Yeni bir idrak değil elbette…

Malumun tekerrürü…

Ya da, gerçeğin bir kez daha tokat olup çarpması!

Hücrelerimize işleyen popüler kültürün hedefine nasıl da vardığını hissettim her seferinde…

Tam isabet!

Tüm eşitsizlikleri kabul edip, özümsedik.

Haksızlıklar umurumuzda değil.

Gözümüzün önünde her ne yaşanırsa yaşansın bağlamıyor bizi.

Her koyunu kendi bacağından asıyor, başka kimse için kılımızı kıpırdatmıyoruz.

O kadar uyuştuk ki, sevmiyor, hissetmiyoruz.

Ve o kadar sindik ki,  güvensizliğin de, pısırıklığın da zirvesine ulaştık.

Bundan böyle dayatılacak her şeye hazırız.

Tümüne razıyız.

Tam da istenildiği gibi…

Tasarlandığı gibi…
Peki ya silkinip ayağa kalkabilecek mecal var mı?

Bilemiyor insan…

Öyle çok şeyi yitirmişiz ki…

Şu saatten sonra kolay kolay inanamıyor.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.