Havadis16.com - 09 Aralık 2016, Cuma

Türk halkı tüm dünyaya demokrasi dersi verdi…

23 Temmuz 2016
261 kez okundu
Türk halkı tüm dünyaya demokrasi dersi verdi… için yorumlar kapalı

Bir genel tespitle başlamakta yarar var.
İçinde bulunduğumuz modern çağda, insani değerlere en uygun yönetim tarzı demokrasidir ve demokrasilerde iktidar değişikliklerinin yolu sadece ve sadece sandıktan geçer…
Aslında konunun kilit noktası tam da bu tanımlamanın içinde yer alıyor.
Şurası bir gerçek ki; ülkemizin geçmişte acısını çok çektiği askeri darbeler ve darbe girişimleri, çoktan 3. Dünya ülkelerinin ilkel alışkanlıkları içerisinde kaldı.
Ancak ne yazık ki; 15 Temmuz 2016’yı 16 Temmuz’a bağlayan gece, ülkemizi yeniden geri kalmış ülkeler kategorisine dönüştürme çabasına hep birlikte tanık olduk.
Kabus dolu saatlerde karanlık bir askeri darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalan Türkiye, hiç mübalağasız adeta sırat köprüsünden geçti.
Güvenlik görevlilerimizden ve halkımızdan şehitlerimizin olduğu, bir gazetecinin de hayatını kaybettiği kara gecede, Türk halkının demokrasiye olan inancıyla meydanları doldurup, darbeye karşı tarihi bir direnç ortaya koyması ise geleceği karartılmak istenen Türkiye’nin en büyük güvencesi oldu.
Tavrını her zaman demokrasiden yana koymuş insanların böyle kritik günlerde tarihsel görevleri vardır.
Öncelikle milli iradenin doğrudan hedef alınmasına, demokratik seçimler sonucunda halkın tercihiyle toplumu yönetme yetkisi alan iktidarların demokrasi dışı müdahalelerle iktidardan uzaklaştırılmasına ve silahlı darbe girişimleriyle alaşağı edilmeye çalışılmasına asla rıza göstermezler.
Zira askeri darbelerin, artık bu devirde bir ülkenin kaderi olmadığına inanırlar ve özellikle böylesi sancılı günlerde demokrasi ve özgürlüklerin yanında olunması gerektiğini savunurlar.
Yunanistan başta olmak üzere askeri cunta dönemlerindeki sancılara bizzat tanık olmuş ülkelerdeki izlenimlerimiz ve halkın görüşlerini de alarak yaptığımız gözlemler, askeri yönetimlerin hiçbir konuda çözüm getirmediğini, tam tersine o ülke toplumunda onulmaz yaralar açtığını, telafisi güç mağduriyetler doğurduğunu ortaya koyuyor.
Bir gazeteci olarak ülkemizdeki bu darbe girişiminin öncelikle; basın ve ifade hürriyetinin her koşulda korunması gereken en temel hürriyetlerimizin en başında geldiğini bir kez daha gösterdiğini düşünüyorum.
Başta Cumhurbaşkanı’nın cep telefonu aracılığı ile yaptığı çağrı olmak üzere; Başbakan, bakanlar, siyasi parti liderleri ve darbe karşıtı komutanların çağrılarının medya organlarından duyurulması ile birlikte halkın harekete geçerek meydanları doldurduğu gerçeğini hiçbir zaman unutmamalıyız.
Sevindirici olan da şudur ki;
Gönlü her zaman halkın haber alma hakkından yana çarpan gazetecilerin çok büyük çoğunluğu, görevlerini cesaret ve kararlılıkla yerine getirmişler, canları pahasına da ilkesel bir duruş sergilemişlerdir.
Meslektaşlarımızdan Yeni Şafak Gazetesi Foto Muhabiri Mustafa Cambaz’ın şehit olması, çok sayıda meslektaşımızın görevi başında tartaklanması, dayak yemesi, darp edilmesi, darbelerin ve darbe girişimlerinin basın mensuplarına çıkardığı acı faturaların somut belgeleri olmuştur.
TRT ve Doğan Medya Grubu’ndaki meslektaşlarımız başta olmak üzere, darbe girişimcilerinin bir fiil müdahalesiyle karşı karşıya kalan gazetecilerin onurla direnmesi, tehdit altında olmalarına rağmen, mesleklerinin gereğini yerine getirme kararlılıklarından vazgeçmemeleri, Türk basınının onur sayfalarındaki yerini almıştır.
En büyük tesellimiz de, kabus dolu kara gecenin sabahında demokrasinin kazanması olmuştur.
Şunu açıkça kabul edelim; Türk halkı çok zorlu bir demokrasi sınavından geçti ama çok şükür ki, bu kabustan alnının akıyla çıkmayı başardı.
Kendisini milletin temsilcisi sanma gafletine düşen bir avuç kendini bilmez adeta çıldırdı ve askeri darbe hayaliyle koskoca ülkeyi ateşe atmaya kalktı.
Ancak hesaba katmadıkları bir gerçek vardı.
Milli iradenin yok sayıldığı, halkın tercihinin ayaklar altına alındığı, askeri vesayetlerin devam ettiği, ülkenin kaderiyle fütursuzca oynandığı o dönemler çoktan geride kalmıştı.
Hülasa, Türkiye artık eski Türkiye değildi.
O nedenle de bu hain kalkışma; meydanlara akın ederek tankın, topun, tüfeğin önüne geçen halkımızın sağlam iradesine çarparak darmadağın oldu.
Siyasi görüşü ne olursa olsun, temel insan hak ve özgürlükleri konusunda birleşen halkımız, el ele vererek, hain hedeflerine ulaşma amacı içinde olanları yerle bir etti.
Tabii ki sonuçta sadece darbecilerin hevesleri kursaklarında kalmadı.
Türkiye’nin gelişip güçlenmesini asla istemeyen, her fırsatta bölüp parçalamaya çalışan iç ve dış düşmanların da sevinçleri yarım kaldı.
Evet doğrudur; toplum olarak bir büyük bedel daha ödedik. Yüzlerce şehit verdik; kan, gözyaşı ve acıya boğulduk, vatanımıza ateş düştü, yüreğimiz yandı.
Ama kesin olan şu ki; tüm dünyaya demokrasi dersi veren Türk halkı, askerini kesin bir dille hizaya çekti.
Ve sonuç olarak ne mutlu ki; demokrasi galip geldi, güzel vatanımız kazandı, ülkemiz kurtuldu…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.