Havadis16.com - 21 Ekim 2017, Cumartesi

Türkiye-Çin ilişkilerinde yeni dönem

5 Ekim 2017
205 kez okundu
Türkiye-Çin ilişkilerinde yeni dönem için yorumlar kapalı

Çin’de üçüncü durağımız sadece bu ülkenin değil dünyanın ticaret ve finans merkezi olarak bilinen Shangai kenti. Shangai Yangtze nehri deltası üzerinde, deniz kenarına kurulmuş, 24 milyon nüfusla dünyanın 8. büyük kenti. 19. yy.da küçük bir balık kasabası iken günümüzde binin üzerinde gökdelenleri ve yine dünyanın en büyük liman kenti olma özelliği ile gidenleri büyüleyen bir kent.

Ve tabii bu özellikleri ile dünyanın en pahalı kenti diyebiliriz. Bizlere konukseverliğin en iyi örneklerinden birini sunan Shangai Belediye Başkanlığı Sözcüsü ve Tanıtım Ofisi Başkanı  Xu Wei, belediye binasında verdiği akşam yemeğinde büyük kentin sorunlarının da büyük olduğunu söyledi.

İlk büyük sorun tüm büyük kentlerde olduğu gibi ulaşım.

Kent metro hattıyla yerin altında büyük bir ulaşım ağına sahip olmasına ve günde 10 milyon yolcu taşımasına, ilave olarak tren yolu, çift duble yollar, katlı köprülü kavşaklar, nehir altında 12 adetten oluşan tüp geçitlerle birbirine bağlanmasına rağmen yine de ulaşım büyük sorun.

İkinci sorun bahsettiğim gibi pahalı bir kent olması.

Başkan sözcüsü özellikle ev fiyatlarının aşırı artmış olmasından şikâyetçi.

Dedi ki “Bu da bir kentin dışarıdan yetenekli gençleri çekmesine engel oluyor ve süreçte ticari faaliyetlerimizi engelliyor.Sorunu çözmeye çalışıyoruz.”

Şanghay Belediye Binası 

Üçüncü büyük sorun eğitim .

Çin’in diğer kentleri ile kıyaslandığında eğitim oranı yüksek bir kent olmasına rağmen hedeflerinde daha nitelikli ve kaliteli okullar açmak var.

Dördüncü büyük sorun çevre kirliliği. Hava kirliliği kentin büyük sorunu. Bunu çözmek amacıyla bir dizi yaptırımlar uygulamada. Kentte 3 milyon araç kullanımda bulunuyor.

Kış aylarında tek ve çift plaka uygulaması getirilirken, çevre dostu olmayan fabrikaların açılmasına ve çalışmasına izin verilmiyor.

SERBEST TİCARET ÜSLERİ BULUNUYOR

Dedik ya bu kent dünyanın finans ve ticaret üssü diye… Dünyanın en büyük film arşivlerinden biri de bu kentte bulunuyor. ‘Kültür, Ticaret Serbest Bölgesi’ diye tabir edebileceğimiz ticaret merkezinde Çin’in 1960’lı yıllardan bu yana yayınlanan film arşivlerinin yanı sıra, ülkelerin ticaret ofisleri de yer alıyor.

Yine gıda sektörünün gelişimine katkı koyan Fuar Merkezi’ni de ziyaret ettik. Bu merkezde uluslararası gıda şirketlerinin ürünlerinin bulunduğu stantlar yer alırken Şili, Bulgaristan, Macaristan gibi ülkelerin de kendilerine özgü gıda ürünlerinin yer aldığı stantlar var. Özellikle  bin 500 metrekarelik Şili standına hayran kaldığımızı belirtmeliyim. Türkiye’de geçen yıl gelip görüşmeler yapmış, ama stant açmayla ilgili herhangi bir adım atılmamış. Bu arada Çin’deki büyük marketlerde Şili ürünlerine karşı büyük ilgi olduğunu da öğrendik. Bu fuar aracılığıyla Çin son birkaç yılda bir milyon dolar satış gerçekleştirmiş.

Mikro kapsül robot

 

OBEZ DEĞİLLER AMA OBEZİTEYİ BİTİRECEKLER

Shangai de bizleri etkileyen merkezlerden en önemlisi de hassas tıbbi tedavilerin araştırıldığı ileri tıbbi teknoloji bölgeleri idi. Buralarda hastalıklar için kimyasal veya bitkisel içerikli ilaçlar üretilmiyor, hastalığın teşhisi ve tedavi yöntemlerinde kullanılmak üzere mikro robot kapsüller icat ediliyor.

Örneğin, Ancon firması sindirim sistemindeki hastalıkların teşhisi noktasında bir büyük buluş gerçekleştirmiş, insana acı veren, meşakkatli endoskopi ve kolonoskopi kullanımını sonlandıran bu yöntemle kapsül içine yerleştirilmiş mikro cipler sayesinde hastanın sindirim sistemi, midesi rahatlıkla  bilgisayar ekranından izlenebiliyor. Kesin tespit, güvenilir, ağrısız, acısız ve hızlı sonuçlar içeren bu yöntem sağlık alanında bir büyük buluş olarak nitelendiriliyor. Bu yöntemin bir ilerisini şöyle tasvir edebiliriz. İnsanlar çok yakın gelecekte sağlık ürünlerinin satıldığı marketlerden kapsüller alarak, kendi hastalıklarının kesin teşhisini koyabilecekler ve bu yöntem üzerinden yola çıkarak Çinliler devrim niteliğinde bir buluşa daha imza atmak üzereler.

Mikro kapsül robot-2

Merkezde, dünyayı tehdit eden geleceğin hastalığı obezite ile tedavide işte bu mikro kapsüllerden yararlanmak amacıyla üzerinde çalışma yaptıklarını öğrendik. Yine insanoğlu sağlık marketlerinden bu kapsülleri alarak, yutacak ve beyne giden sinir sistemleri uyarılarak  doyma hissine kavuşacak.

Biotecan Generl Müdürü

KİŞİYE ÖZEL YAPAY ZEKA ÇIKARILIYOR

Çin, hassas tibbi ileri teknolojik yatırım yapan firmaları destekliyor. İşte bu firmalardan biri Biotecan’ı da ziyaret ettik. Biotecan  hastaneler, eczaneler, üniversiteler ve sağlık sektöründeki araştırma yapan firmalarla yürüttüğü projede, mide, akciğer kanseri  gibi hastaların kan, gen, hücre  numunelerini ve verilerini topluyor. Buraya akan numuneler bilgisayarda analiz yapılarak hastanın kişisel yapay zekası çıkarılıyor. Çin bu araştırma sisteminde diğer ülkeleri geçmiş. Şu ana kadar 180 milyon hastanın verileri bu merkezde depo edilmiş durumda. Sistem bir nevi yapay zekayı çıkardıktan sonra kişilerin verilerini topladığı merkezlere geri gönderiyor ki, araştırmalar bunun üzerinde gelişsin. Tedavi için ilaç üretilecekse bu analizden yola çıkılarak ilaç üretiliyor.

Bu sistem hastalıklı geni ve hücreyi bulup tedavi etme üzerine kurulurken, bebek doğmadan genetiksel tüm hastalıklardan da arındırılmasına imkân veriyor.

Gen tedavisindeki bu yöntemin bir ileri boyutu ölümsüzlük. Firma yetkilileri sürecin bu noktaya gittiğini kabul etmekle birlikte, bu konuda temkinli. İnsanoğlunun gen şifresini çözemediklerini söylemekle yetiniyorlar.

24 SAAT YAŞAYAN BÜYÜLEYİCİ KENT

Şangay Belediye Başkan Sözcüsü de belediye binasında biz Türk heyetine verdiği özel yemekte de söylemişti. “Shangai 24 saat yaşayan, ışıkların hiç sönmediği bir kent, gecesini de mutlaka görmelisiniz”

Aynen öyle…

Kentin ortasından geçen Yangtze nehrinin iki yakası bizim İstanbul’un Boğazı gibi. Her iki tarafta gökdelenler ışıklandırılmış. Renkli ışık oyunlarıyla adeta dans edip, sizi saatlerce karşısında izlemeye davet ediyor. Yerli ve yabancı turistlerin en çok uğrayıp, zaman geçirdikleri, anı olsun diye fotoğraf çektirmek için yarıştıkları bu bölge kentin adeta simgesi.

SHANGAİ ÜNİVERSİTESİ’NDE TÜRKİYE ARAŞTIRMA MERKEZİ

Bu ülkedeki son durağımız Shangai Üniversitesi’nde 2012’de kurulan Türkiye Araştırma Merkezi.

“Üreten Çin” sloganıyla Batı’ya açılma hedefinde olan Çin, Batı’nın, Doğu’nun anahtarı konumundaki Türkiye ile ilişkilerini düşük profilden sosyokültürel, siyasi ve ekonomik alanda yüksek profile çıkarmak istiyor. Bunun için de altyapısını kuvvetlendiriyor.

Türkiye Araştırma Merkezi’nin direktörü, üniversitenin rektörü Prof. Zhou Liang, bizleri kabulünde, Türkiye’ye bakış açılarını şöyle belirtti:

Orta Doğu’da yaşanan büyük sarsıntılar Osmanlı İmparatorluğu’nun ardından ortaya çıkmış büyük boşluklardan kaynaklanıyor. Türkiye son yıllarda bölgesel ve uluslararası ilişkilerde daha büyük rol alıyor. Hiç abartmıyorum Türkiye Orta Doğu sorununun çözümünde anahtarı elinde tutuyor.

Yazı dizisinin başında da belirtmiştim, bu gezi benim ve ekipte bulunan diğer meslektaşlarım açısından çok verimli oldu.

Çin bizim Türkiye’den uzaktan gördüğümüz, duyduğumuz, okuduğumuz ve dahası belli kaynaklardan maksatlı olarak üretilen haberlerle oluşturulan olumsuz toplum algısının çok ötesinde gelişmiş, modern, ileri teknolojik devrimi gerçekleştirmiş, endüstriyel tasarım ve üretimi ile oluşturduğu kendi markalarıyla kendi kendine yetebilen, tam bağımsız bir ülke. Ve bu ülke şimdi “Üreten Çin” sloganı ile Tarihi İpek Yolu üzerinden Dünya Ticaret Merkezi’nin üssü olmak amacıyla yola çıkmış durumda.

Çin’e gitmeden uzaktan bu başarı hikâyesini yazmak yanlış olacağı gibi, Çinli meslektaşlarımızın söylediği gibi Çin hayalini görmemiz, anlamamız mümkün değildi ve biz bu hayale tanık olduk. Ve yine Çin’i görmeden dünyanın gittiği yolu anlamamız da mümkün değildi.

Çin’de bizi ağırlayan Çin Büyükelçiliği’ne, Çin Uluslararası Radyosu Genel Direktörü ve çalışanlarına, bu programın gerçekleşmesine katkı koyan başta Başbakan Yardımcısı, Bursa Milletvekili Hakan Çavuşoğlu ile bakanlığına bağlı olan Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü’ne teşekkür ederim.

Umuyorum ki medya sektöründe başlayan bu ikili ilişkiler iki ülke arasındaki halkların ve devlet adamlarının da ilişkilerini kuvvetlendirecektir.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.