Havadis16.com - 24 Kasım 2017, Cuma

Yağmur Balbay’a inanıyorum Çünkü çocuklar yalan söylemez.

30 Mart 2013
213 kez okundu
Yağmur Balbay’a inanıyorum Çünkü çocuklar yalan söylemez. için yorumlar kapalı

 Yalan, dola, riya, inkar ve iftira büyüklerin marifetidir!

Bizimki gibi samimiyetsiz ve hatta dalkavuk yönü ağır basan toplumlarda büyümek, kirlenmek, bozulmak ve masumiyetten, uzaklaşmaktır.

Bunlar beni görüşlerim.

Benim düşüncelerim.

Yazının girişinde belirtmekteki maksadım ise az sonra değineceğim konuda açıktan taraf olduğumu vurgulamak için.

İş bu sebeple, AKP’li müzmin muhalif okurlar, canları nasıl istiyorsa öyle yorumlasın.

  ***

Hadiseyi biliyoruz.

Hangi suçtan ötürü, tam 4 yıl, 24 gündür tutuklu olduğu nazarımda kuvvetle meçhul olan Cumhuriyet Gazetesi Yazarı Mustafa Balbay’ın kızı Yağmur’a, eğitim döneminin tam da ortasında yeni bir okul aranıyor.

Daha doğrusu, anne Gülşah Balbay, (Bu güne kadar yaşadıkları yetmemiş zahir…) yalnız başına büyütmek zorunda kaldığı kızına yeni bir okul bulmak zorunda!

Çünkü okuldaki baskı ve hatta psikolojik şiddet, babasının niye içeride olduğunu benden çok ama çok daha fazla merak eden 12 yaşındaki o küçük kıza artık ağır geliyor!

Önceleri akran zorbalığı yaşıyor Yağmur.

Okulda “Teröristin kızı” olarak yaftalanıyor.

“Babası nerede?

Hapiste!

Neden?

Terör örgütü kurmaktan!!!”

Her şey bu haliyle bile çok zorken, beterin beteri geliyor.

Annesiyle birlikte gittiği Norveç’teki “Özgür medya” konferansında okulda yaşadıklarını anlattığı için…

Sadece ve sadece yaşadığı gerçeği anlattığı için…

İtibarına halel geleceğinden endişe eden okulda ciddi sıkıntılar yaşamaya başlıyor.

Yağmur’un dediğine göre öğretmenleri sitemkar.

İdare desen öyle…

Ansızın, “Başarısız bulunan” bir öğrenciye dönüşüyor küçük kız.

Norveç’te derdini Fransızca anlatabiliyor ama gel gelelim, okuldaki Fransızca sınavlarında dip yapıyor!

Babasını görmeye gittiği günler, dersten, ödevden kaçmak olarak yorumlanıyor ve öyle lanse ediliyor.

Çağrıldığı Fen sınıfında, tek başına,  üç öğretmene birden hesap vermek zorunda kalıyor.

Üzerine bir de suçlanıyor!

“Bunları uyduruyorsun, yazıyorsun!

Babanı savunmak senin neyine?

Bir daha düşünmeden konuşma, yoksa sana pahalıya mal olur!”

***

Derken, anne Gülşah Balbay bir gün kızını okuldan almaya gidiyor ve akıllara zarar bir muameleyle karşılaşıyor.

Bu noktada sizi Gülşah Balbay’ın anlattıklarıyla baş başa bırakmak en doğrusu:

“Okula Yağmur’u almaya gittiğimde, Genel Müdür’ün beklediğini söylediler.

Bana, ‘Norveç konuşmanızı hiç beğenmedik. Orada yaptığınız konuşma bize yakışmadı. Yağmur’un konuşmadan önce düşünmesi gerekirdi.

Bu şekilde yurt dışında bildiri yayınlamak da ne oluyor?

Ben burada öğretmenleri tutamam.

Teröristin kızı damgasını yedim haberinden sonra bütün okul kaynadı.

Bütün öğretmenler isyanda!

Biz Yağmur’a ne yapmışız da bunları anlatıyor? Diyorlar.

Sizin bu tavrınızı asla tasvip etmiyoruz!

Son sözüm budur!’ Dedi ve elini masaya vurdu.

Bana tek kelime ettirmeden, ‘Bu konuyu daha fazla uzatmayalım ve sen de sus!” Dedi.

Kapıyı açtı, ‘Gidebilirsin’ dedi.”

 ***

Gülşah Balbay’ın sözleri böyle olunca, üstelik vaziyetin vahameti basına yansıyınca, okuldan, “Hiç olur mu öyle şey?” Temalı bir açıklama geliyor:

“O ve kardeşi bizim öğrencimiz.

Öğrencilerimizin olağanüstü bir dönemden geçtiklerini en iyi biz biliyoruz.

Bu bilinçle, bu güne kadar olduğu gibi bundan sonra da destek vereceğiz.”

Buna referans olarak da, vakti zamanında Mustafa Balbay’ın okula gönderdiği bir memnuniyet mektubu gösteriliyor.

Vs, vs, vs…

***

Ve sonuç: Yağmur Balbay, (En doğalı da budur) suçsuz olduğuna inandığı babasını ve kendi onurunu korumaya çalıştığı için hiç hak etmediği yeni ve ağır bir bedel daha ödüyor!

Yağmur, topu temeli 12 kere baharı görmüş benliğine bu bedeli de yüklemişken…

AKP sevdasıyla yanıp tutuştukları o ilk günden bu yana, ötekileştirdikleri insanların acılarına kulaklarını tıkayan kimileri, bu haberin yalan(!) olduğu iddiasıyla çıkıyor ortaya.

Karar kat-i:

“Çocuk yalan söylüyor!”

Niye?

Nereden biliyorsun?

Nasıl bu kadar emin olabiliyorsun?

Çocuk Fen sınıfına çekildiğinde yanında mıydın?

O soru ve yorumlara muhatap olduğunda alt çenesi titrerken orada mıydın?

…..???

“E okul yalanladı ya…”

Haydi bakalım…

Buyurun buradan kahrolun!

Buradaki referans da okulun yalanlamış olması.

Yalanlamayıp da ne yapacaktı?

Ne diyecekti?

Üstelik özel okul…

Bir ilim ve irfan yuvası olmasının yanı sıra aynı zamanda ticari bir müessese.

Nasıl bir tepki geliştirecekti?

Çıkıp millete ne diyecekti?

***

Ben tercihimi, 12 yaşındaki Yağmur Balbay’a inanmaktan yana kullanıyorum.

Çünkü: Cadılarım da tam 12 yaşında…

Üstelik, cadılarım da bir dönem akran zorbalığının bir başka türevini yaşadı!

Bunun ne demek olduğunu ve nelere sebebiyet verebileceğini,  yüreğimin orta yerinde, yangın misali yaşadığım için, Yağmur’un anlattığı hemen hemen tüm ortamları tahayyül edebiliyorum.

Tercihimi Yağmur’a inanmaktan yana kullanıyorum.

Çünkü: O yaştaki kız çocuklarını biliyorum, tanıyorum, yaşıyorum.

Anlayacağınız, şu an tecrübe konuşuyor diye, o yaştaki bir çocuğun, üstelik bu güne kadar kendi okuduğu okul olan, hasılı öğrenci konumu itibarıyla karşısında hep edilgen bir pozisyonda olduğu koca bir kuruma iftira edemeyeceğini….

Yine aynı sebeple öğretmenleri hakkında olmadık hikayeler uyduramayacağını…

Yaşanmamışı yaşanmış gibi anlatamayacağını biliyorum.

Ve en nihayetinde, şu ülkenin en bahtsız zaman dilimine denk gelmiş ahir ömrümde edindiğim tecrübeler neticesinde, yalanın, iftiranın, riyanın ve ihanetin büyüklerin dünyasına ait kavramlar olduğunu biliyorum!

Çocukların ihanetle, iftirayla işi olmaz!

Ve işte bu yüzden, değil yalnızca okul, bütün bir toplumun o küçük kıza özür borcu olduğuna inanıyorum.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.