Havadis16.com - 23 Ağustos 2017, Çarşamba

Yıldırım’ın 2023 vizyonu dönüşümde merkez Mevlana

4 Ağustos 2017
204 kez okundu
Yıldırım’ın 2023 vizyonu dönüşümde merkez Mevlana için yorumlar kapalı

Türkiye’nin 2023 hedefleri doğrultusunda, bilhassa sanayi ve turizmden dolayı köyden kente göçün oluşturduğu çarpık yapılaşmanın yoğunlaştığı ve deprem riski taşıyan büyükşehirlerde modern, güvenli şehir amacıyla bir dizi değişim ve dönüşüm projeleri de ekonomik kalkınma hamlesi ile birlikte start aldı.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde, yerelde belediyelerle organizeli olarak başlatılan 2023 perspektifine uygun kentler planlamasında Bursa da ilk sıralarda yer alıyor. Yaklaşık 4 yıl önce Osmangazi Belediyesi’nin kentin ilk örneklerinden sayılan Soğanlı bölgesindeki çöküntü binaları dönüştürmesiyle başlayan çalışmalarında Hamitler, Yunuseli ve Demirkapı mahallelerinde yeni kentler ortaya çıkarken, Yıldırım’da da sadece bu kentin değil Bursa’nın tamamını etkileyecek ve önümüzdeki 5 yılın sonunda belki de Türkiye’nin kentsel gelişim alanında en önemli dönüşüm projeleri içinde parmakla gösterilecek yeni dönüşüm çalışmaları hızla yol alıyor…

 

MEVLÂNA MAHALLESİ’NDE DÖNÜŞÜM TAM GAZ

Kentlerin doğusu genelde geri kalmış bölgeler olarak bilinir. İşte Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali de göreve gelir gelmez öncelik olarak ele aldığı ilçenin bu makus talihini değiştirmek amacıyla başlattığı dönüşüm projelerinde, tüm yasal mevzuatlar ile bürokratik engelleri aşarak ilklere imza attı.

Başkan Edebali, Ankara’da yürüttüğü yoğun çalışmalar neticesinde Ankara Yolu altındaki 6 mahallede toplam 450 hektar alan ile sit kapsamındaki Ankara Yolu üzerinde yer alan Şirinevler Mahallesi olmak üzere toplam 7 mahallede dönüşüm kararını bakanlık onayından geçirdi. Bursa’nın vizyonuna sosyal, kültürel ve ekonomik yapısına katacağı maddi ve manevi değer bakımından Türkiye’nin büyük kentsel projeleri kapsamında değerlendirilen çalışmalarda Mevlâna ve Ulus mahallelerinde dönüşüm çoktan başlamış durumda.

BİZ SADECE YAPILARI DEĞİL YAŞAM TARZINA DA NİTELİK KATIYORUZ

Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali ile dün Mevlaâna Mahallesi’ndeki yeni proje alanında yapılan çalışmaları inceledik. Bir kere şunu özellikle belirtmek gerekiyor. İsmail Hakkı Edebali’nin mesleği inşaat mühendisliği. Yüksek lisans ve tez çalışmalarını kapsayan akademik kariyer sürecini kentsel dönüşüm üzerine yaptığı için, Yıldırım bu anlamda çok şanslı. Yani, çalışmanın başında karar mercii olarak bir belediye başkanından ziyade sahadan ve mektepten gelen işin ehli bir isim var. Dolayısıyla bakış açısı da farklı oluyor.

Bakın bu bakış açısıyla Başkan Edebali, ne diyor:

Biz kentsel dönüşüm yaparken sadece binaları, bölgeleri iyileştirmeyi, modern mimari yaşanılır yapılar hale getirmeyi amaçlamıyoruz, orada yaşayacak o bölge insanının yaşam tarzını kaliteli hale getirip, standardını yükseltmeyi, sosyal donatılarla güvenli ve huzurlu, sağlıklı yaşam sürmesini ve kültürel değerlerini de korumasını arzuluyoruz. Yani oturduğu yapısına değer katarken, hayatına da değer katmayı çalışmalarımızın ana felsefesi olarak görüyor ve buna göre uygulamalar yapıyoruz.”

YERİN ALTINDA 14 METRE TEMEL

Mevlâna ve Ulus gibi mahalleler Ankara Yolu’nun altında ovaya kurulmuş ve yıllarca Ankara’da tarım alanı olarak gözüken, çarpık kentleşme ile kaçak binaların iç içe olduğu, 81 ilin tüm yaşam tarzının kendini 60 yıldır bilfiil büyüyerek devam ettirdiği geri kalmış bölgeler olarak biliniyor. Buradaki dönüşüm projesi 55 hektarlık alanı kapsıyor ve 8 etap halinde toplamda 4 bin konut yapımını öngörüyor. 8 kat imar izni var. Projenin en önemli özelliği toplam alanın neredeyse yüzde 55’inin yeşil alan ve peyzaj alanı, 36 bin metrekaresinin de konut alanı olarak planlanmış olması. Beraberinde okul, pazar alanı, açık ve kapalı otopark, ticari alanlar, ibadethaneler, sağlık tesisleri, geniş sokak ve caddeler, dinlenme ve eğlence sporsal faaliyetler için sosyal eğitim tesislerinden oluşan sosyal ve kültürel donatılarla bambaşka bir kentin doğması amaçlanıyor.

Projenin bir başka önemli özelliği ise bölgenin depremselliği dikkate alınarak temel çalışmalarında “jet grout” adı verilen kolon kullanılmış olması. Bu tekniğin Bursa’da Soğanlı’da kullanıldığını biliyorum. Teknik bir anlamda Bursa’daki inşaat sektörüne de yabancı.

Başkan Edebali, bu tekniğin yapısallığın mimari özelliği ile Bursa’da kamu ve özel sektör projelerindeki dönüşüme örnek teşkil ettiğini de söyledi.

“Bizim amacımız söylediğim gibi güvenli yapılar oluşturmak. Bugünü değil, önümüzdeki 10, 20 yılı değil, kentin 50 yılını kapsayacak şekilde planlamak. Tüm risk faktörlerini göz önünde bulundurup ona göre güvenli yapılar oluşturmak. Burada 14 metre aşağıya indik. Sadece 3 ayımız zemini güçlendirme çalışmalarıyla geçti. Bu çok önemli… Bina inşa etmeden önce zemini ıslah çalışmaları yaptık. Tüm bilimsel metotları değerlendirdik. Burada aynı zamanda yer altı su seviyesi de yüzeye yakın. Olası bir deprem anında yer altı suları yüzeye doğru hareketleniyor. Biz de ‘jet grout’ yöntemiyle yerin 14 metre derinine inerek zemine su ve çimento karışımı enjekte ettik. 10 bin 142 ton beton kullandık. Zeminin direnç gücünü artırdık.”

İnşaat çalışmalarını üstlenen özel sektörle de öyle bir anlaşma yapılmış ki ileri süreçte oluşabilecek her türlü olumsuz gelişmede vatandaşı mağdur etmeyecek maddeler tek tek kaleme alınarak imzalatılmış. Vatandaş lehine böyle güçlü bir sözleşmenin daha örneğinin olmadığı konuşuluyor.

Başkan Edebali, ilk etap çalışmasında yılsonu kaba inşaatının, 2018’in Temmuz, Ağustos ayında da 850 konutun anahtar tesliminin yapılacağını söyledi. Hatta sohbet ettiğimiz Yıldızlar Grup’un Proje Sorumlusu Ali Osman Tural’a, “Bak bu tarihte teslim etmezseniz hiç bakmam, külahları değişiriz. Artık nereye kaçarsınız, ne yaparsınız bilmem!” esprisiyle takıldı.

 

UZLAŞMA KÜLTÜRÜNÜ ÖNEMSİYORUZ

Başkan Edebali’nin üzerinde hassasiyetle durduğu bir nokta da bu dönüşümü gerçekleştirirken insanların rızalarını tam olarak almak. Zira bilindiği gibi yaygın kanı, çöküntü bölgesindeki eski yapıyı veren bina sahibi, bir veriyorsa doğal olarak 2 almayı tercih ediyor, ya da 4 katlı kaçak konutuna karşılık 4 daire istiyor.

Kamulaştırmalarda ve özel sektör ayağında bu kriz şeklinde kendini gösterirken, Bursa’nın ucubesi olarak bilinen ve TOKİ eliyle yürütülen projeler de vatandaşın önünde kötü bir örnek olarak her daim duruyor.

Başkan Edebali, “Ben önce o bölgedeki vatandaşlarımızı topluyorum, en az 4 saat toplantı yapıyorum. Elimde planlar, görsellerle ki öyle tasarım harikası göz boyama niteliğinde değil, gerçeği tasvir eden planlarla projeyi en ince ayrıntısına kadar anlatıyorum. Anlatıyorum ki hiç şüphe oluşmasın. Gönül rızası ile olsun. Yoksa bu konuda 6306 sayılı Afet Riskli Yapıların Yenilenmesi Hakkında Kanun, belediyelere birçok kamulaştırma yetkisi veriyor. Ama ben kanun yetkisini değil, gönül rızasını, uzlaşmayı tercih ediyorum. Biliyorum ki onların içinde olmadığı hiçbir çalışmanın dönüşümü olmaz. Vatandaş da benim çabamı, iyi niyetimi, samimiyetimi görüyor. İnanıyor, güveniyor, sonuçta rant kapısı olarak değil, güvenli, huzurlu yaşayacağı süreçte de ekonomik katkı sağlayacağına inandığı projelerimize destek veriyor.” diyor.

İNSANI YAŞAT Kİ DEVLET YAŞASIN

Çok doğru… Sonuçta belediye başkanı da olsa bir siyasetçi; risk alabiliyorsa, onun tüm getirilerini, götürülerini iyi hesap etmesi lazım. Kanunların verdiği yetkiyi bir bürokrat mantığı ile kullanırsa, işini yapar ama o mahalleye de bir daha siyasetçi olarak giremez.

Çünkü önce insan temalı düşünüyor ve burada da Şeyh Edebali’nin o ünlü öğüdünü kendine şiar edinmiş olmalı ki, her belediye ve siyasi çalışmalarında “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” öğretisiyle hareket ediyor.

Gördüğüm kadarıyla son 3 yıldır Bursa’da kendisi hakkında ortaya çıkan genel kanı “Bu Başkan insana dokunuyor ve önce gönülleri fethediyor.”

Bu durumda Yıldırım’ın yaşanılacak yer olarak fethi de çok yakın!

İnanıyorum ki Yıldırım çok değil 5 yıl sonra Bursa’nın en yaşanılacak bölgesi durumuna gelecek.

Ve ayrıca Bursa’nın batısında bile şehir efsanesi şekline dönüşen “Yıldırım’daki başkan çok seviliyor ve iyi işler yapıyor. Ben bile hiç görmedim ama seviyorum” diyenlerin sayısının da arttığını rahatlıkla söyleyebilirim…

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.